Ayy vill hef vennnnnnnşens!!
--------------------------------------------------------------------------------
Korsan DVD de seyretmektense, vizyona girmesini sabırla beklediğim filmi beyazperdede izlediğime değdi doğrusu!
Hatta iki seans üst üste izledim
İçime sindire sindire...
Bu sefer Tim Burton'un masalsı gotik dünyası bizleri, 18. yüzyıl ingilterenin sefalet ve kokuşmuşluğun caddelerinde gezdirdi. Yine sürrealliğin sınırında gezinen figürler, karanlık sahneler ve ince bir alaycılıkla bezenmiş detaylar.
Tim Burton ; çağımızın en sıradışı Masalcılarından.
Ellerinden öpülesi bir Masalcı.
Onun gotik dünyasına olan daveti kabul eden herkesi "farklı" bir anlatım bekliyor...
Yoksa daha önce böyle bir müzikal izlemişmiydiniz?
Hiç sanmıyorum.
Müzikallerde alışagelmiş kalıpları ters yüz etmekle yetinmiyor, ortalığı kan gölüne çeviren deliliğin sınırında ki bir katil ile empati kurmamızı bile sağlayabiliyor.
Canından çok sevdiği karısı ve kızının kaybı ardından çektiği acı o kadar derin ve büyük ki ; Sweeney'e intikam yolculuğunda (zaman zaman midemiz kalksa da) eşlik ediyoruz.
Kimimiz bunu "Johnny"nin hatırına yapıyor olsak da, bu trajik hikayenin asıl büyücüsü Tim Burton.
Yıllar öncesinden Sweeny Todd Broadway tiyatrolarında sahnelenirken şarkılar usta vokalistler tarafından icra ediliyordu.
Oysa Tim'in filminde Steven Sondheim'ın besteleri, oyuncuların kendi ses tellerine emanet edildi...
Hiç biri de müthişşş-bir-sesle-şarkı okumadı. Ama hayalkırıklığına da uğratmadı.
Johnny Depp elinde parlak usturası ile sokağa fırlayıp :" I will have vengeance! I will have salvation! " diye şarkı söylediğinde , tınısında ki içtenlik ve intikam arzusu sinema salonunda ki hiç kimseye -acaba detone mi, acaba notaları doğru okuyormu, acaba sesi yeterlimi- diye düşündürtmedi.
Aslolan da bu zaten.
Sweeney kalbi kırık, içi acıyla dolu ve ruhu intikam ateşi ile yanan trajik bir figür. Acınası.
Ama Johnny Depp'in OLAĞANÜSTÜ oyunculuğu sayesinde "karizmatik" bir zavallı.
Ve yine sonuna kadar Burtonvari bir karakter.
Yinede , Johnny artık Burton ile çalışmamalı diye düşünmekten kendimi alamadığımı itiraf etmeliyim. Canlandırdığı karakterlerin özünde ki Burtonesk görsellikler artık birbirine benzemeye başladı.
Johnny Depp bugüne kadar birlikte çalıştığı (Tim Burton'un dışında!) hiç bir yönetmeninin özünü görsel olarak "üzerinde" taşıyarak özümsemedi.
Karayip Korsanlarında ki Jack Sparrow'un "görselliğ" de tamamen Depp'in kendi kreasyonudur.
Veya Terry Gilliam'ın Fear And Loathing İn Las Vegas'da ki kafayı sıyırmış Raoul Duke 'da fiziksel olarak bütünüyle Johnny'nin yarattığı bir tip'dir.
Oysa Johnny; Tim Burton ile bugüne kadar yaptığı her filmde, kankası olan bu yönetmenini "özümseyerek" karakterlerinde canlandırıyor.
Burton'lu filmlerde Johnny'e her baktığımızda Burton'u da görüyoruz. Sweeney'de de öyle.
Fakat Johnny Depp, salt burtonesk bir oyuncu değil.
Onun bukalemun oyunculuğundan mahrum kalmak istemiyorum.
Bu nedenle Johnny artık Tim'le çalışmasın diye bir dilek tutuyorum.
Bugüne kadar birlikte yarattıkları her film, sinemanın göz bebeklerinden olacak nitelikte.
Hepsini de çok ama çok seviyorum ama artık "burtonesk" bir Johnny'e ben şahsen doydum.
Johnny Deep, Tim Burton'suz sanatını yine sonuna kadar konuşturabiliyor ama Tim Burton kendi sanatının en doğru ve birebir yansıtmasını ancak Johnny üzerinden yapabildiğinin düşüncesindeyim.
Burton bugüne kadar Johnny Depp'siz yaptığı tüm filmlerinde (beetlejuice dışında) pek başarılı olamadı. Bocaladı. Tam bir başarıyı yakalayamadı. Anlaşılmakta ıskalandı. Hep "orta-şekerli" ayarda kaldı.
Bu yüzden Tim Burton gibi bir masalcının, Depp gibi bir paratonere (animasyon olarak olsa bile, Ölü Gelin de olduğu gibi) ihtiyaç duyduğunu düşünmüşümdür hep....
Belki de ikisi bunun farkındalar? Ve bundan böyle yollarını ayırdılar? Bu Tim için de daha hayırlı olacaktır düşüncesindeyim.
Sweeney Todd müzik camiasından kuşkuyla, hatta ön yargılarla beklendi.
Fakat şimdi , Johnny ve Helena'yı şarkı söylerken dinlediğimizde, yapabileceklerinin en iyisini yaptıklarına kanaat getirebiliyoruz.
Kulaklarımızı tırmalamıyor, melodileri deforme etmiyorlar.
Başka müzikallerde yaptığımız gibi, Soundtrack CDsini alıp evimizde saatlerce çalıp dinlermiyiz... o başka bir konu!
Bu birazda Sondheim'in Sweeney'de ki bestelerinin illa saatlerce dinlenesi olmamasından da kaynaklanıyor.
Yani demek istediğim bir Moulin Rouge, Rocky Horror Picture Show, Chicago, My Fair Lady veya Hair değiller.
Ve açıkcası Sweeney Todd'u ben tiyatro sahnesinde , Tim Burton'un "gotik" dokunuşu olmadan, keyif alarak izleyebilirmiydim, şüpheliyim.
Helena Bonham Carter marjinal tiplemelerin taçsız prensesi sanki.
Bayan Lovett'i canlandırmakta ki başarısı, başka hiç kimseyi onun yerine düşünememize sebep oluyor. -Evet Helena, Bayan Lovett sensin! Senden başkası olamazdı!- dedirtiyor.
Bu sene Oscar'larda aday olamayışı büyük haksızlık ama belki de yönetmenin eşi olduğunun dezavantajından kaynaklanıyordur?
Altın Küre de aday olmuştu müzikal dalında en iyi bayan oyuncu olarak, fakat orada ödülün Marion Cotillard'a gitmesi çok doğru bir karardı.
Yine de gönül isterdi ki akademi bu sıradışı Helena'yı Bayan Lovett tiplemesinde ki başarısından ötürü en azından aday gösterseydi diye.
Şiddet sahenelerinden yakınan arkadaşlar var ?
Ben kendimden örnek vermek istiyorum.
Önceleri Sweeney Todd'un filme çekileceğini duyduğumda : "Tiyatronun müzikal olarak sahnelediği bu oyun, nihayet şıngır mıngır şarkılarından kurtulacak ve gerçek bir gerilim-korku filmi olarak çekilcek. Oh nihayet!" demiştim.
Sonra Tim Burton'un "müzikal" olarak çekeceğini duyunca ; höö?? oldum
Filmi izlerken de , kanlı sahnelerde sanki Tim Burton'u duyar gibi oldum : " Sen misin müzikalleri cicili bicili zanneden?!?!!"
Tekrar ve tekrar parlak usturanın darbeleri ile boğazlara darbeler indiriliyor,
tekrar ve tekrar fıskıyelerden fışkırırcasına kanlar etrafa saçılıyor...
bu da yetmiyormuş gibi; kurbanlar aşağıya atılarak çatır çatır boyun kemikleri kırılıyor.
Hayır burada da bitmiyor, birde kurbanlar dev bir kıyma makinasında ufalanıyor ve "leziz" börekler olarak yediriliyor.
Ve bütün bunlar sinematografik bir şölen halinde bizlere sunuluyor.
Aslında burada "kırılan" alışagelmiş müzikal anlayışının, kalıplarıydı.
Tim'in kendine has estetiği ile kan'lı sahneleri çok başarılı kotardığını düşünüyorum. Yine birebir gerçekçilikten biraz uzak, yine neredeyse sürreal ama bütün bunlara rağmen intikamın kanlı tadını vere vere...
Gerçekten müthiş bir yönetmen! Onu çok seviyorum...
Özellikle Bayan Lovett'in romantik-hayallere daldığı sahneleri bebek-mavisi ve şeker-pasteli tonlarla, pırıl pırıl aydınlık çekmesinde ki ince düşünceli detaycılığını çok sevdim.
Bir kadının romantik duygularla bezenmiş hayal dünyası, başka nasıl olabilirdi ki? Bu kadın Bayan Lovett olsa bile.
Çok doğru bir bakış açısı ve Burtonesk bir romantizm. Müthişti!
Alan Rickman, Yargıç Turpin olarak her karesinde kendinden ölesiye nefret ettirebilmeyi başardı. Muazzam bir Rickman-Kompozisyonu.
Özellikle kızın odasına daldığında, onun avazı çıktığı kadar kıza bağıracağını sandığım sahnelerde, Rickman'ın buzzz gibi bir sesle kısık sesle konuşarak kızı tehdit etmesi, olağanüstüydü. Kanım donduydu! Elbette gerçeği nedir bilmiyorum ama sanki o sahnede kısık-buz-sesle konuşmak Rickman'ın kendi fikriymiş gibi geldi bana?
Sacha Baron Cohen (nam-ı diğer Borat) beni şaşırttığını itiraf etmeliyim.
Abuk sabuk ve insanların milli duygularını rencide edecek anlamsız filmler çekmektense, böyle rollerde yeteneğini konuşturmasından yanayım.
Sahtekar Berber Pirelli olarak verdiği performans cidden görülmeye değer!
Beadle Bamford (Timothy Spall), sanki Harry Potter'in film setinden koşup gelmiş , gibi bir his uyandırdı bende. Bir tek ben mi böyle düşünüyorum acaba?
Sweeney'in kızına aşık olan Anthony maalesef yanlış bir oyuncu seçimi olmuş, ben beğenmedim ama bu sadece benim görüşüm kimse gücenmesin... fakat Pirelli'nin kalfası rolünde ki küçük "Toby" çok başarılıydı.
Anthony'nin Londra'nın sefalet dolu karanlık sokaklarında "Johanna Johanna Johanna" diye dolanıp şarkı söylediği sahnelerin uzunluğu ve iki kez tekrarı bana fuzuli gibi geldi.
Johanna'yı oynayan Jayne Wisener'in gerçekte 21 yaşında olduğuna kim inanır? Masumiyeti ve pasif karakteri iyi yansıttığını düşünüyorum.
Daha önceleri kafamı kurcalayan şüphe ; Öç alma üzerine kurgulu bir hikayenin, hem müzikal hemde Burtonesk olması, acaba beni intikam duygusuna yeterince inandırabilecek mi , yönündeydi.
Çünkü böylesi karanlık bir hikayeyi müzikal olarak beyazperdeye taşımak, gülünç olmaya çok müsait.
Ama Sweeney'in eline usturasını alıp : " At last ..my arm is complete again!" dedikten sonra evet dedim, evet bu bir intikam öyküsü ve öcünü almadan bu adam rahat bulamayacak.
"I will have vennnnnngeance! I will have salvaaation!"
İntikam, katletmek, öldüresiye öfke... bütün bu karanlık olgular aslında çoğumuza ne kadar uzak.
Yine de zaman zaman madalyonun diğer yüzünü görebilme merakını bastıramayız.
Evet Sweeney, intikam senindir. Evet ancak intikamını aldıktan sonra selamete kavuşursun. İnanıyorum. İnandım.
Teşekkürler Johnny.
Teşekkürler Tim.
Karanlık duyguların ortasına kadar şarkılar eşliğinde, beni de götürebildiğiniz için... teşekkürler.
Muhteşem bir film.