Login | Register


All times are UTC


It is currently Wed Dec 23, 2009 3:18 am



Welcome
<a href="http://metalheadtr.com" target="_blank">metalhead</a>
<a href="http://metalheadtr.com/forum" target="_blank">metalhead</a>



Post new topic Reply to topic  [ 46 posts ]  Go to page Previous  1, 2
Author Message
 Post subject:
PostPosted: Wed Apr 02, 2008 3:32 am 
Offline
<marquee> johnny depp</marquee>
<marquee> johnny depp</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 9:36 pm
Posts: 17327
Image

Image

Image

Image

Image

Image

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Wed Apr 02, 2008 3:36 am 
Offline
<marquee> johnny depp</marquee>
<marquee> johnny depp</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 9:36 pm
Posts: 17327
Image

Image

Image

Image

Image

Image

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Wed Apr 02, 2008 7:56 pm 
Offline
<marquee> johnny depp</marquee>
<marquee> johnny depp</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 9:36 pm
Posts: 17327
Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Wed Apr 02, 2008 8:02 pm 
Offline
<marquee> johnny depp</marquee>
<marquee> johnny depp</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 9:36 pm
Posts: 17327
Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Thu Apr 03, 2008 11:02 am 
Offline
Aktif Üye
Aktif Üye
User avatar

Joined: Wed Feb 13, 2008 6:27 pm
Posts: 25
çççokkk muhteşem resimler bunlar yaa çok saol kamera arkalarına bayılırım :)

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Mon Apr 07, 2008 9:12 am 
Offline
<marquee> johnny depp</marquee>
<marquee> johnny depp</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 9:36 pm
Posts: 17327
Image

Image

Image

Image

Image

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Mon Apr 07, 2008 9:16 am 
Offline
<marquee> johnny depp</marquee>
<marquee> johnny depp</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 9:36 pm
Posts: 17327
Image

Image

Image

Image

Image

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Mon Jul 28, 2008 10:50 am 
Offline
<marquee> johnny depp</marquee>
<marquee> johnny depp</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 9:36 pm
Posts: 17327
Image

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Mon Oct 13, 2008 5:21 pm 
Offline
<marquee> johnny depp</marquee>
<marquee> johnny depp</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 9:36 pm
Posts: 17327
Sweeney Todd- Fleet Sokağının Şeytan Berberi – Basında Çıkanlar (ABD)

Ulusal


“’Sweeney Todd’ tatil döneminin mutlaka görülmesi gereken filmlerinden biri”.

- Richard Roeper and Michael Phillips, At The Movies With Ebert & Roeper


“Alan Rickman müthiş bir iş çıkarmış”.

“Şahane güzellikte setler”.

- Richard Roeper, At The Movies With Ebert & Roeper


“Genel olarak çok iyi”.

“Benzerlerinden farklı, akılda kalan bir film; Burton’ın kesinlikle ‘Ed Wood’dan bu yana en iyi filmi”.

- Michael Phillips, At The Movies With Ebert & Roeper



“’Sweeney Todd’ heyecan ve ilham verici”.

“Nefes kesici bir sinemacılık örneği”.

“Depp ve Carter tüyler ürpertici bir komedi çifti olmuş”.

* * * * (Dört Yıldız)

- Leah Rozen PEOPLE



“Kendine özgü bir stili olan, zengin ve özenli bir yapım”.

“Johnny Depp’in şeytani berberi el çabukluklarıyla yorumlayışı müthiş”.

“B+”

- Lisa Schwarzbaum ENTERTAINMENT WEEKLY


“Burton ve Depp, Stephen Sondheim’ın çelik soğukluğundaki şarkısını ateşli bir tutkuyla harmanlamışlar”.

“Helena Bonham Carter ve süper bir yardımcı oyuncu kadrosu müzikal kabusa yoğun bir öfke katıyor”.

“Dehşet güzel. A-“

-Richard Corliss TIME


“’Sweeney Todd’ görsel açıdan enfes, dramatik açıdan şiddetli, ahlaki açıdan çarpık bir güzelliğe sahip”.

“Bu intikam, adam kaçırma, ikilik, gerçek aşk ve kanlı cinayetler öyküsü olağanüstü biçimde hayata geçirilmiş”.

“Burton ve bu ‘Sweeney Todd’ kesiti hayatın kötülüklerinden edebi bir dilim sunuyor. KES!”

-Gene Shalit TODAY


“Feci güzel”.

“Kana bulanmış bir sudaki köpekbalığının dur durak bilmez temposuna sahip”.

“Eseri yeni bir gözle görmenizi sağlayan duygusal samimiyete sahip. Sırt çeviremiyorsunuz”.

“Helena Bonham Carter olağanüstü”.

“Sacha Baron Cohen çok keyifli bir performansla rol çalıyor”.

“’Sweeney Todd, ‘Ed Wood’dan bu yana Tim Burton’ın en iyi filmi”.

-David Ansen NEWSWEEK


2007 En İyi On Listesi’nde 5 numara

“Tim Burton tatil dönemi için müşterilerinin boğazını kestikten sonra pastane sahibi Bayan Lovett’la birlikte cesetlerin etlerini öğüterek, halkın bayıla bayıla yediği etli turtalar hazırlayan seri katil berber Sweeney Todd’un hikayesini cici bir şekilde sunuyor. ‘Sweeney Todd’ baştan sona bir keyif yolculuğu: Korkutucu, muazzam komik ve melodik açıdan heyecan verici. Depp de tek kelimeyle şahane. Aktör oyunculuk ile şarkıcılık arasındaki farkı ortadan kaldırıp, bu iki beceriyi filmi dört dörtlük kılacak şekilde bütünleştiriyor. Oscar, bunu dikkate al. Tim Burton’ın sansasyonel çalışması ‘Sweeney Todd’, Sondheim’ın son derece güçlü ve heyecanlı müziği eşliğinde, hem kanlı, samimi ve epik, hem de korkutucu ve yürek parçalayıcı. Burton gerçekten vizyon sahibi bir sinemacı; görüntü yönetmeni Dariusz Wolski, marifetli kostüm tasarımcısı Colleen Atwood ve yapım tasarımcısı Dante Ferretti’nin katkısıyla bir müzikalin sinemaya aktarımı konusunda yeni yüksek standartlar getiriyor. Burton’ın kanı kullanışı empresyonist tarzda, gerçekçi değil. Ama sahnelerde R kategorisini hak eden ölçüde şiddet var. Biz ne zaman bir pısırıklar ulusu olduk? Karanlık ve keyif verici Bonham Carter hem komik hem dokunaklı. Film trajik seyrini sürdürürken, Burton müthiş bir zafere imza atıyor. Her yeri kanla kaplı Sweeney nihayet duygularıyla yüzleşiyor ve Depp karakterin acı dolu yüreğini ortaya çıkartıyor. Bu nefes kesici güzellik ve dehşet anı çok çarpıcı ve büyüleyici”.

-Peter Travers ROLLING STONE



“Yılın En İyi 10 Filmi’nden biri”.

“En İyi Yönetmen: Tim Burton”

-National Board of Review


New York


“Tim Burton’ın Stephen Sondheim’dan uyarladığı ‘Sweeney Todd’ insanı büyülüyor”.

-David Edelstein NEW YORK MAGAZINE


Online



“Gürlediğinde, kulakları sağır edici. Ve tüyler ürpertici”.

“’Sweeney Todd’ sahne müzikali versiyonu kadar büyük bir başarı örneği”.

“Johnny Depp enfes”.

“Helena Bonham Carter en akılda kalıcı performansı sunuyor”.

“Hem Alan Rickman, hem Timothy Spall hem de Sacha Baron Cohen süperler”.

“Görüntü yönetimi son derece görkemli”.

“Muhteşem bir film”.

- Tophertilson AIN’T IT COOL NEWS

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Mon Oct 13, 2008 5:22 pm 
Offline
<marquee> johnny depp</marquee>
<marquee> johnny depp</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 9:36 pm
Posts: 17327
PERDE 1: “SWEENEY TODD”U BEYAZ PERDEYE UYARLAMAK



Parkes ve MacDonald “Sweeney Todd: Fleet Sokağının Şeytan Berberi”nin film haklarını satın aldıklarında, uzun süreli çalışma arkadaşları ve stüdyonun Oscar® ödüllü “Gladiator/Gladyatör”ünün senaristi olan John Logan’la temasa geçtiler. Logan, senaryoyu kaleme almadan önce, altı ay boyunca Sondheim’ın müziğini incelediğini belirtiyor ve şunu söylüyor: “Canavara iyice aşina olmak için kendi kendime çalıştım. Ayrıca, Chris Bond imzalı orijinal dramayı okudum ve bunu Hugh Wheeler’ın müzikale uyarlanan kitabıyla karşılaştırdım. Kullanılan müzikleri baştan sona çok iyi bir şekilde öğrendim. Ardından New York’a gittim ve Stephen’la birlikte bunların üzerinde çalıştık”.

Üç saatlik bir sahne müzikalini iki saatlik bir filme uyarlamak elbette değişiklikleri de beraberinde getirdi. Bazı şarkılar tamamen çıkartılırken, bazıları sadece kısaltıldı. “Şarkılardan dizeler çıkardık, ama bazı bölümleri de genişlettik” diyor Logan ve ekliyor: “Yaptığımız iş büyük ölçüde kesmek ve yeniden şekillendirmekti”.

Hikaye düzeyinde de bazı değişiklikler yapıldı. Logan’ın bu konudaki açıklamaları ise şöyle: “Hikayeyi çok sıkı bir şekilde Sweeney Todd’un serüvenine odaklamaya çalıştık; böylece ikincil ve üçüncül öğeler geri plana düştü. Müzikalde, Todd’un kızı Johanna çok daha fazla şarkı söylüyor; o ve Anthony daha çok müzikal karakterler. Oysa ben hikayenin odağının gerçekten Sweeney Todd ve Bayan Lovett, ve belli ölçüde de Toby üzerinde olması gerektiğine inandım. Elimden geldiğince bu üçlü üzerine yoğunlaşmak istedim”.

Stephen Sondheim’a göre, “Sweeney Todd: Fleet Sokağı’nın Şeytan Berberi”nin sinema versiyonu, senaryonun gerektirdiği bazı yapısal ve anlatımsal değişiklikler doğrultusunda şarkı sözlerinin değiştirilmesine ve yenilerinin eklenmesine olanak tanıdı. “Sahne süresi ile film süresi farklıdır” diyen Sondheim, açıklamalarını şöyle sürdürüyor: “Sahneyi izlerken birinin oturup üç dakika boyunca şarkı söylemesini kabul edersiniz, ama filmde konuyu çabucak kavradığınız için, bu sürenin iki buçuk dakikası size fazla gelir. Sorun hem bütünlüğü koruyup hem bazı şeyleri nasıl keseceğiniz. Ama John şarkıların büyük bir bölümünü korurken bunların sinematik değerlerini de korumayı başardı”.

Sözleşme gereği, Sweeney Todd ve Bayan Lovett’ı oynayacak oyuncuların yanı sıra, yönetmeni de Sondheim’ın onaylaması gerekiyordu.

Burton, efsanevi besteci için, “Müthiş bir insan. Çok akıllı, çok tutkulu, yaptığı işte bir deha, ama ona gerçekten saygı ve büyük minnet duymamın nedeni her şeye rahat yaklaşımı. ‘Bu bir sahne çalışması değil, film. O zaman istediğin gibi yap’ şeklindeki yaklaşımı. Bundan büyük destek aldım”.

Yönetmen sözlerini şöyle sürdürüyor: “Beni etkileyen ve ona hemen kanımın kaynamasını sağlayan bir başka şey de, ilk karşılaşmamızda bana bunu nasıl bir Bernard Hermann müziği gibi bestelediğiydi. Bu gerçekten ilginçti: Şarkı sözlerini çıkardığımızda, ki kayıtta bunu yaptık, sanki bir Bernard Hermann bestesi dinliyorduk. Gerçekten inanılmazdı. O bunu söyler söylemez, ‘Ben bu işte yüzde yüz varım’ diye düşündüm”.

Sondheim ise Burton için şunları söylüyor: “Mükemmel bir seçim. Pek çok açıdan bu onun en sade, en doğrudan filmi ama gerçekten hoşuna giden bir hikayeyi anlattığını görebiliyorsunuz. Bu, içinde yeterince olay bulunan bir hikaye olduğu için, fazladan malzeme üretmesine gerek kalmadı. Bu yapıma coşkuyla yaklaştı, ve, tabiri cazise doğrudan şah damarını hedefledi”.

Yapımcı Richard D. Zanuck da yönetmen seçimi konusunda hemfikir: “Tim, ‘Sweeney Todd’ için mükemmel bir tercih. Filmin malzemesiyle Tim’in stili ve anlayışı arasında çok büyük uyum söz konusu. O stilize bir yönetmen olsa da, özünde, basit, insani bir hikaye anlatmak isteyen bir dramacı. Tim Burton ‘Sweeney Todd’ filmini yönetmek için doğmuş”.

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Mon Oct 13, 2008 5:25 pm 
Offline
<marquee> johnny depp</marquee>
<marquee> johnny depp</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 9:36 pm
Posts: 17327
PERDE 2: OYUNCULAR


“’Sweeney’nin uzun ve başarılı bir sahne kariyeri oldu; ama yine de, bir bakıma Sweeney’ye duygusal olarak yaklaşma fırsatını hiç bulamadınız” diyen yapımcı Parkes sözlerini şöyle sürdürüyor: “Sahnenin özelliği bu. Yakın çekim olmuyor. Ama Tim’i ve özellikle de Johnny’yi (Depp) bu denkleme kattığınızda, duygusal açıdan Sweeney’nin derinliğine inme imkanı buluyorsunuz. Bu durum, bir bakıma oyuna bakışınızı yeniden tanımlıyor”.

Sahnede, Sweeney Todd ve Bayan Lovett genellikle 50-60 yaşındaki oyuncular tarafından canlandırıldı. Burton ise bu filmde genç oyunculara yer vermeye kararlıydı. “Bana öyle geldi ki bunun enerjisini oyuncuları gençleştirerek, 40’larında oyuncular kullanarak arttırabilirdik; böylece yaşları da hikayenin özüne daha uygun olabilirdi. Ergenlik çağında birini 30 yaşında bir oyuncunun oynamasına gerek kalmazdı. Sahnede böyle bir şey sorun yaratmasa da, bana göre bizim seçimimiz sinemaya çok daha uygun bir enerjiydi”.

Yapımcı Walter Parkes bu konuda, “Tim özel bir an yaşayıp kaybetmiş iki insan arasında bir romantik ilişki olasılığı olmasını çok istedi. Bence bunu sağlamak için Helena da Johhny kadar emek verdi. Filmin sonunda Helena’nın benim en sevdiğim şarkı olan ‘By the Sea’yi söylediği bir an var. Bu sırada, her şeyi bir yana bırakabilselerdi, Sweeney ve küçük Toby’yle nasıl bir yaşamları olabileceğini hayal ediyor. Çok dokunaklı ve çok güzel bir an çünkü sade, doğrudan, süssüz ve hakikaten duygusal. Tüm bunları daha da pekiştiren şey, bu üç insanın üzerinde bir trajedi bulutu gezindiğini biliyor olmanız”.

“Bayan Lovett’ın en önemli özelliği kendisini fark bile etmeyen bir adama aşık olması” diyor Bonham Carter ve ekliyor: “Sweeney ona bakmıyor bile, ama öte yandan, Lovett cesetlerden kurtulmak için dahiyane bir fikirle karşısına çıktığında birden görünür oluyor. Aynı zamanda, iyi bir ortak, iyi bir tamamlayıcı çünkü Sweeney tamamen içe dönük, Lovett ise dışa dönük. Çok pratik zekalı ve doğrusu bence çok daha akıllı. On beş yıl önce evliyken, Sweeney’nin ev sahibesiydi. Dolayısıyla, Sweeney, Avustralya’dan geri dönüp onu bulunca, ona turta dükkanının üstündeki eski odasını geri veriyor. Ama gerçek şu ki Sweeney’ye oldum olası aşık. Sweeney’nin ise ona zerre kadar aldırdığını sanmıyorum. Karısının intikamını almaktan başka bir şey görmüyor gözü. Ama Lovett’ın Sweeney’ye söylemekte başarısız olduğu çok önemli bir şey var…”

“Sweeney Todd’u ilk önce çok gizemli bir karakter olarak görüyoruz” diyen Logan, açıklamalarını şöyle sürdürüyor: “Fazla bir şey söylemiyor ama gözlerinden anlıyorsunuz ki aklında sürekli bir şeyler var, bir sırrı var, kelimenin tam anlamıyla geçmişinin etkisi altında. Hikaye ilerledikçe, onu bu karanlık noktaya neyin getirdiğini anlıyoruz. Avustralya’da ağır hapis cezasından yeni kaçmış. Okyanusun ortasında bir salın üzerinde, intikam duygusuyla Londra’ya ulaşmaya çalışmış. Temel olarak, hayatını mahvetmiş insanlardan intikam istiyor”.

Sweeney Todd rolü için yönetmen Tim Burton’ın aklında tek bir aktör vardı. Yapımcı Richard Zanuck, “Johnny Depp, Sweeney Todd’u sadece Johnny Depp’in oynayabileceği gibi oynuyor. Risk almaktan mı söz ediyoruz, risk ne kadar büyükse, o rol Johnny için o kadar çekicidir. Johnny tüm kariyerini çoğu aktörün geri çevirdiği ya da çevireceği türden filmler ve roller üzerine kurdu. O bir kılık değiştirme ustası. Her seferinde benzersiz bir şey yapma ustası. Farklı bir görünüm, farklı bir kişilik; hele bu kez, herkesi kesinlikle hayrete düşürecek bir sesle sinemaseverlerin karşısına çıkıyor”.

Neslinin en usta aktörlerinden biri kabul edilen Depp’in popülaritesi, dünya çapında hit olan, ardından çok başarılı iki muazzam devam filmi gelen ve aktöre Oscar® adaylığı getiren “Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl”daki kaptan Jack Sparrow rolüyle kat kat arttı. “Aktör olarak yaptığı seçimlerden ötürü Johnny’ye her zaman hayran olmuşumdur çünkü hep kendi ışığının peşinden gidiyor” diyen Bonham Carter, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Hiçbir zaman belli bir formüle göre, ya da kariyer yaratmak için, ya da fiziğine dayanarak bir şeyler yapmadı. Bence tuhaf bir şekilde birbirimize biraz benziyoruz: Nasıl göründüğümüze pek değer vermiyor, onu yerine kamuflaja bürünüp, kendimizden kaçmaya çalışıyoruz”.

“Sweeney Todd” Depp ve Burton’ın, “Edward Scissorhands”, “Ed Wood”, “Sleepy Hollow”, “Charlie and the Chocolate Factory” ve “Corpse Bride”dan sonra altıncı ortak çalışması. “Her iyi takım gibi onların da hemen hemen sözsüz bir iletişimleri var ve neredeyse birbirlerinin akıllarını okuyabiliyorlar” diyor Zanuck ve ekliyor: “Johnny rehberlik için Tim’e yöneliyor; Tim de Johnny’den hazırladığı şeyi hatta biraz daha fazlasını almayı deniyor. Birbirlerini gerçekten çok seviyorlar ve birbirleri için her şeyi yaparlar. Aralarında derin bir dostluk var. Her ikisi de sevecen, birlikte çalışması eğlenceli ve çalışkan insanlar. Her ikisi de formlarının zirvesindeler. Dolayısıyla, ortaya çıkan bileşim yenilikçilik ve yaratıcılık açısından muhteşem”.

“Ne zaman Johnny’yle beraber çalışsak, farklı bir şey yapmaya uğraşıyoruz. Tüm film boyunca şarkı söylemek de alışkın olduğumuz bir şey değil” diyen Burton, şöyle devam ediyor: “Hiçbir zaman, ‘Tamam, bu kolaydı. Sırada ne var?’ demek istemezsiniz. Johnny ve ben her zaman kendimizi zorlamak isteriz; bu yapım da mükemmel bir fırsattı”.

2001’in sonlarında, Burton henüz “Sweeney Todd”un yönetmenlik koltuğuna seçilmemişken, Depp’i güney Fransa’daki evinde ziyaret etti ve Angela Lansbury’nin oynadığı müzikalin bir CD’sini verdi. Depp o günü şöyle anlatıyor: “Tim bana, ‘Daha önce duydun mu bilmiyorum ama bir dinle’ dedi. Dinledim ve ’Oldukça ilginç’ diye düşündüm. Beş altı yıl sonra, ‘Şarkı söyleyebileceğini düşünüyor musun?’ diye bir soru geldi. Verdiğim cevap, ‘Bilmiyorum. Deneyebilirim’ oldu”.

Burton ise, “Onun müzikal bir yönü olduğunu biliyordum çünkü daha önce bir gruptaydı. Ama sanırım bir bakıma onu Sweeney Todd olarak net bir şekilde gördüm. Ayrıca, onun benimle sırf yapmış olmak için bir şey yapmayacağını biliyordum. Tek ihtiyacım olan buydu ve Johnny’nin yapabileceğini biliyordum. İçimden bir ses, yapabileceğini söylüyordu” diyor.

Aslında bir şarkıyı baştan sona hiç söylemediğini ifade etse de, Depp, 1980’lerde, Florida’da The Kids adlı bir grupta gitaristlik yapmıştı. “Öne çıkıp çok çabuk nakaratı söyleyen biriydim” diyor aktör gülerek ve ekliyor: “Bu topu topu üç saniye sürüyordu ve sonra geri gidip, karanlıkta gitarımı çalmaya devam ediyordum. Yani asla bütün bir şarkı söylemedim, kesinlikle. Tim’e, ‘Yakın bir arkadaşımla stüdyoya girip, kendimi vererek şarkıları söylemeye çalışacağım; amaca yeterince yaklaşmışsam, o zaman konuşabiliriz; yoksa seni arar, mümkün değil yapamayacağım derim’ dedim”.

Depp, şarkı söyleyip söyleyemediğini anlamak için, eski grubunun solisti ve bas gitaristi olan arkadaşı Bruce Witkin’i çağırdı. İkili, Witkin’in Los Angeles’taki stüdyosuna gittiler ve Depp’i “My Friends” şarkısını söylerken kaydettiler. “Hayatım boyunca söylediğim ilk şarkıydı. Oldukça tuhaf ve korkutucuydu” dese de, Depp arkadaşının dürüst davranarak, şarkı söyleyip söyleyemediği konusunda görüşünü belirteceğine güveniyordu. Witkin ise bu konuda şunları söylüyor: “‘İyi haberi mi kötü haberi mi önce istersin?’ diye sordum. Johnny önce kötüyü istedi. Bunun üzerine, ‘Kötü haber şu ki bunu yapmak zorunda kalacaksın’ dedim”.

Zanuck, Depp’in şarkı söylerkenki sesini ilk kez duyduğu günü şöyle aktarıyor: “Ofisimde bir telefon görüşmesi yapıyordum. Tim içeri daldı ve masanın üzerine küçük bir teyp ve kulaklıkları bırakıp çıktı. Telefonu kapattım, kulaklıkları taktım ve ilk kez Johnny’yi şarkı söylerken dinledim. Tim’in ofisine gittim ve birbirimize rahatlamış bir şekilde baktık. Yüzlerimizde kocaman bir gülümseme vardı. Johnny Depp’in harika bir sesi olduğunu ve bu işin altından kalkabileceğini anlamıştık”.

Bonham Carter, Depp’in şarkı söylerkenki sesi için, “Çok seksi” diyor ve ekliyor: “Çok seksi bir şekilde söylüyor; tam kendi gibi geliyor sesi. Heyecan verici olan da bu. Gerçekten içinden gelerek söylüyor. Son derece yalın, çok seksi, dokunaklı, cesur ve güzel; çok güzel ve içten”.

Burton da bu görüşü paylaşıyor: “Johnny’nin sesinde çok hoş bir tını var. İçten geliyor ki en güzel yanı bu”.

Depp için, Sweeney Todd’un kilit noktası onu bir katil değil bir kurban olarak görmekti. “Sweeney elbette karanlık bir kişilik” diyen aktör, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ama bence çok da hassas, hatta aşırı hassas bir insan ve hayatında çok karanlık ve travmatik bir şey yaşamış, büyük bir adaletsizliğe maruz kalmış. Onu her zaman bir kurban olarak gördüm. O derecede işkenceye maruz kalmış herkes sonradan bir katile dönüşür demek istemiyorum. Ama onu her zaman biraz yavaş biri olarak gördüm. Aptal değil, ama biraz geriden gelen biri. Mükemmel bir dünyada mükemmel bir hayat yaşarken altındaki halı çekiliveriyor. On beş yıl boyunca cehennem hayatı yaşıyor. Geri gelmesinin tek nedeni ona yanlış yapmış bu insanları cezalandırmak”.

“Johnny Depp’in performansı oldukça kayda değer” diyor Sondheim ve ekliyor: “Sweeney’nin intikam arzusu, sessiz öfkesi ve duyduğu acı hikayeyi ileri taşıyor. Johnny en dar duygu aralığında bile en dikkat çeken çeşitliliği buluyor. Her an büyük bir yoğunluk içinde ve bunu bir an olsun bırakmıyor. Gerçek bir öfke görüyorsunuz”.

Depp ise şu yorumu getiriyor: “Mutlu hissetmekten aciz, ta ki ilerleme kaydedip hedefine çok daha yaklaşana, yani kendisine yanlış yapmış insanları öldürene dek”.

Sweeney’nin öldürmekte kullanmayı en sevdiği araç boğazkesen usturaları ki bunlar berber olarak da kullandığı araçlar. Bayan Lovett, Sweeney Avustralya’dayken bunları saklıyor. “Bence bu Lovett’ın Sweeney’yi ne kadar çok sevdiğinin bir göstergesi çünkü usturaları kolaylıkla satabilirdi” diyor Bonham Carter ve ekliyor: “Bunlar çok değerli usturalar. Ama Lovett onları satmak yerine saklıyor. Bence onun bir gün geri döneceği umuduna bir sarılış bu. Usturaları Sweeny’yi tamamlayan nesneler”.

Sweeney’nin ellerine geri döndüklerinde usturalar hem onun hayat çizgisi hem de intikam aracı oluyorlar ve Sweeney onlara “My Friends” (Dostlarım) şarkısında serenat yapıyor. Depp, “Bu usturalar onun ailesi. Onun birer uzantısı; gerçek ailesini kaybettiği için hayatının tek sevgi kaynakları” diyor.

Logan ise şunu anlatıyor: “Johnny ilk usturayı alıp tuttuğunda, tam bir sevgi anı yaşanıyor. Usturalarına şarkı söylediğinde, onları kendine yakın tutuyor ve bir sevgi şarkısı söylüyor. Onları tüm film boyunca özel bir kılıfta tutuyor”.

Sweeney’nin gerçek dünyayla tek bağlantısı, Logan’ın ifadesiyle, “20. yüzyıl tiyatrosunun en güzel dramatik yaratımlarından biri” olan Bayan Lovett. “Çok asık suratlı, düşünceli ve yaptığı işte çok ama çok ciddi olan Sweeney’nin tamamlayıcısı konumundaki Bayan Lovett hayat ve enerji dolu ve gözleri ışıl ışıl. O ve Sweeney birlikte durdurulamaz bir bileşim oluşturuyorlar” diyor Logan.

Richard Zanuck oyuncu seçimi konusunda şunları söylüyor: “Rolü isteyen pek çok insan vardı. Bunlardan çok önemli bir kaçı gelip, sadece piyano eşliğinde şarkı söylediler. Yaklaşık sekiz kişiydiler. Londra’da ve New York’ta birkaç seçme yaptık. Çok büyük bazı oyuncular kendileri gelmese de seslerini kaydedip gönderdiler”.

Bonham Carter (“Harry Potter and the Order of the Phoenix”) gençlik çağından bu yana Sondheim’ın müzikaline aşıktı. “Çalışma odamda oturup müziği ve şarkı sözlerini gözden geçirip dinlediğimi hatırlıyorum. Müziğe tam anlamıyla kendimi kaptırmıştım. Sondheim’ı her zaman sevdim. Hem söz hem müzik yazabildiğine göre gerçek bir deha” diyor aktris. Ama Bonham Carter’ın Sondheim’ın müziği ve şarkı sözlerine sevgisi sadece hayranlık olmaktan öteye gitti. Aktris, “On üç yaşımdan beri Bayan Lovett olmak istedim” diyor gülerek ve ekliyor: “Ortalıkta Bayan Lovett modeli saçla gezdim”.

Her ne kadar ergenlik çağından beri Lovett olmak istese de, Bonham Carter rolün şarkılarını söyleyip söyleyemeyeceğini bilmiyordu. Bu konuda da şunları söylüyor: “Hep bir müzikalde oynamak istemişimdir ama, banyo dışında, şarkı söyleyebileceğimi hiç düşünmedim”. Bonham Carter şarkı söylemeyi öğrenmek için kendine üç ay tanıdı. Bu süreci şöyle açıklıyor: “İnanılmaz bir öğretmen olan ve kısa süre önce kaybettiğimiz Ian Adam’a gittim. Kendisi çok da iyi şarkı söyleyemeyen oyunculara şarkı söyletmesiyle oldukça ünlüydü. Yaptığının yüzde doksanı size güven vermek ve ağzınızı açıp bir ses üretme konusunda kendinize inanmanızı sağlamak. Haziran-Eylül 2006 arasında her gün şarkı söyledim ve hemen hemen tüm şarkıyı öğrendim çünkü çok ama çok istekliydim. Tek şansımın elimden geldiğince iyi oynamak olduğunu düşündüm. Sondheim’ın Judi Dench’in ‘A Little Night Music’teki performansına bayıldığını biliyorum çünkü çok başarılı bir oyunculuktu. Ben de ‘Şarkı sözlerini çok iyi yansıtabilmek senin tek şansın’ diye düşündüm”.

Her ne kadar Burton “Planet of the Apes”, sonrasında da “Big Fish” ve “Charlie and the Chocolate Factory”de Bonham Carter’la birlikte çalışmış olsa da, ona Bayan Lovett rolü için oyuncu seçimi bir dizi kargaşayı da beraberinde getirdi; bunlardan küçümsenemeyecek biri de rolü sırf Burton’ın kız arkadaşı olduğu için aldığı düşüncesi uyanabileceğiydi. Yönetmen bu konuda, “Büyük bir rol olduğu için, rolü Helena’ya vermek konusunda çok gergindim. Bu bana göre bir şey değildi. Seçimi Sondheim’ın onaylaması önemliydi. Böyle bir rolde, gerçekten ama gerçekten çok iyi bir oyunculuk sergilemelisiniz” diyor.

Richard Zanuck kesin bir dille şunu ifade ediyor: “Helena ile arasındaki yakın ilişkiye rağmen, Tim kesinlikle yanlı değildi. Daha önce kimsenin bu kadar yakın olduğu birine böylesine nesnel olduğunu görmemiştim”.

Sondheim, Burton’ın tercihini bilmeden, tüm adayların seçmelerinin kasetlerini izledi o da Bonham Carter’da karar kıldı. Zanuck o anı şöyle anlatıyor: “Sayın Sondheim, ‘Bence kesinlikle en iyisi o’ dedi. Ses açısından değil, çünkü gerçekten çok yetenekli şarkıcılar vardı, ama sesini kişilik ve görüntüyle birleştirip, dört dörtlük bir Bayan Lovett olmuştu”.

“Tamamen dürüst olmak gerekirse, muhtemelen profesyonel hayatımın en iyi günüydü” diyor Bonham Carter ve ekliyor: “Açıkçası tam anlamıyla şoke oldum. Tim de öyle”.

Depp de aktris için, “Helena çok cesur. Hiç kuşkusuz filmin en zor rolü onunkiydi ve o bu rolü çok güzel bir şekilde kendinin yaptı. Bayan Lovett’ı hem kırılgan hem korkunç, hem eğlenceli hem tatlı yapmayı başardı. Helena o kadına pek çok açı kattı” diyor.

Aktris ise canlandırdığı karakteri şöyle niteliyor: “Onu ahlak anlayışına asla sahip olmayan, şevk ve hayat dolu, bir hayatta kalma savaşçısı olarak görüyorum. Sweeney bunalımlı ve içe kapanık biriyken, o coşkulu ve hayat dolu, kurnaz ve orta sınıfa mensup olmak isteyen biri. Ama onu esas motive eden şey, Bayan Lovett’ı esas tanımlayan şey onu sevmeyen birine delice aşık olması”.

Depp ise şunu ekliyor: “Lovett, Sweeney’nin öldürmeyi bu kadar çok düşünmemesini ve belki biraz daha romantik olmasını, kendisine daha çok dikkat etmesini tercih ederdi sanırım. Göz teması Sweeney’nin en güçlü yanlarından biri değil, hatta Bayan Lovett’la bile”.

“Öylesi bir karakterde çok hüzünlü, iz bırakan, duygusal ve sanrılı bir yan var” diyor Burton ve ekliyor: “O yüzden gerçekten böylesine mükemmel bir çiftler. Bu bir ilişki filmi”.

Ama Bayan Lovett’ın sevgisi sadece Todd’a yönelik değildir. Bir de Pirelli’nin genç asistanı Toby vardır. Toby genç kadının sorumluluğuna girmiştir. Bonham Carter bu konuda şunları söylüyor: “Bence annelik saplantısı var. Kendini Lovett ana, bir açıdan Doğa Ana gibi görüyor. Bu nedenle, insanlara karşı anaç bir tutumu var; Sweeney’ye karşı az olsa da, Toby’ye karşı kesinlikle böyle. Hayal kırıklığına uğramış bir anne gibi. Ona bir zamanlar anneymiş de çocuğunu kaybetmiş havası vermeye çalıştım. Böyle bir şey onu deliliğin eşiğine getirmiş olabilir. Toby’ye karşı böyle olmasının nedeni hayal kırıklığına uğramış bir anne olması ve Toby’nin onu örnek alması. Toby onun sözünü dinliyor. Sweeney ise dinlemiyor. Bu yüzden, oldukça yalnız. Oysa Toby onu bir hanımefendi olarak görüyor. Bu onun hep istediği bir diğer şey: Bir hanımefendi ve sosyetik biri olmak istiyor. Toby onu görülmek istediği gibi görüyor”.

Sweeney Todd’un dinmek bilmeyen intikamının hedefi Yargıç Turpin’i oynaması için, Burton’ın sağlam duruşlu bir aktöre ihtiyacı vardı.

“Yargıç kilit bir rol” diyor Zanuck ve ekliyor: “Sweeney’nin hapse atılmasının nedeni o. Dolayısıyla, Sweeney Londra’ya döndüğünde dişlerini geçirmek istediği kişi yargıç. Bize Johnny’ye denk bir rakip olabilecek biri gerekiyordu. Ayrıca, şarkı söylemesi de lazımdı. Ahlaksız olmalıydı. Kimse çok az şey yaparak Alan Rickman kadar kötü olamaz”.

Burton ise bu konuda şunları söylüyor: “Alan her zaman en sevdiğim aktörlerden olmuştu ve bunu geç fark ettim ki müthiş bir şarkı sesine sahip. Ayrıca onda tuhaf bir şekilde Vincent Price havası var. Bir duyguyu aktarmak için replik okumasına ya da bir şey söylemesine gerek yok. Kötü olabiliyor ama anlıyorsunuz ki onda tuhaf bir kırılganlık da var”.

Depp de yönetmene katılıyor: “Rickman inanılmaz çünkü bir an müthiş ürkütücüyken, hemen sonrasında da, aynı çekimin içinde kafasını çevirip çok tatlı, sıcacık bakışlı biri olabiliyor. Rickman gerçekten başka türlü biri”.

Şarkı söylemek Londra’daki Drama Sanatları Kraliyet Akademisi’ndeki (RADA) eğitiminin bir parçası idiyse de, Rickman daha önce hiçbir filmde şarkı söylememişti. “Finallerdeki müzikalde esas erkeği oynamıştım. Oyunculuğumun ilk dönemlerinde de ‘Guys and Dolls’un korosundaydım. Şarkı söylemek her zaman hoşuma gitmiştir ama karşıma böyle bir şeyin çıkacağını hiç düşünmemiştim. Hiç beklemediğiniz bir anda böyle sürprizlerle karşılaşmak çok güzel”.

Barker’ın yeni kimliğini tehlikeye sokan ama aynı zamanda kendisinin de bir sırrı bulunan gösterişli berber Pirelli rolü için, Burton, yetenekli İngiliz komedyen Sacha Baron Cohen’i seçti. Bu, aktörün çıkış yapmasını sağlayan “Borat: Cultural Leanings of America Make For Make Benefit Glorious Nation Of Kazakhstan”dan sonraki ilk filmiydi. “Pirelli kasabada Sweeney’nin rakibi olan berber. İkisi arasında kasaba meydanında büyük bir yüzleşme yaşanıyor” diyen yapımcı Laurie MacDonald, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Büyük ölçüde komik bir karakter; bu yüzden, Sacha’nın yetenekleri çok işe yaradı, ama bence insanları esas şaşırtacak olan şey ne kadar güzel şarkı söylediği ve bu diğer dünyada ne kadar güçlü bir performans ortaya koyduğu”.

Zanuck ise aktör için şunları söylüyor: “Onu ‘Borat’tan önce, henüz tanınmış bir isim olmadan önce seçmiştik. Projeye dahil olmak istediğini söyledi. Onunla önce bir kayıt stüdyosunda buluştuk. Bu kadar uzun boylu olduğunu bilmiyordum. İki metreye yakın ve çok yakışıklı. Bize bu müzikali hep sevmiş olduğunu ve daha önce korolarda şarkı söylediğini belirtti. Bu yüzden, kendisini kayıt odasına soktuk. ‘Sweeney Todd’dan bir şarkı söylemeye hazırlıklı değildi ama ‘Fiddler on the Roof/Damdaki Kemancı’dan bir şarkıyı o kadar güzel bir şekilde söyledi ki Tim’in de benim de ağzım açık kaldı. Çok komikti ama tüm o kahkahalar arasında ne kadar harika bir sesi olduğunu fark ettik. Bize göre rolü daha o anda almıştı. Muhteşemdi. Sacha filmde olağanüstü”.

Depp de bu görüşe katıldığını şu şekilde belirtiyor, “Sacha, ta Ali G.’den bu yana yıllardır büyük hayranlık duyduğum aktörlerden biri. Projeye dahil oldu ve bir anda hepimizin gönlünü fethetti. Onu izlemek ve onunla çalışmak bir zevkti. Yeni Peter Sellers’la tanışmak gibiydi. Kesinlikle müthiş yetenekli bir aktör”.

Yargıç Turpin’in fesat sağ kolu Beadle Bamford’ı Britanya’nın en saygın sinema, televizyon ve sahne sanatçısı Timothy Spall canlandırdı. Spall “Harry Potter” serisinde Peter Pettigrew rollerini üstlendi. Rickman gibi, Spall da RADA mezunu ve hem orada hem Mike Leigh imzalı Gilbert & Sullivan müzikal komedisi “Topsy-Turvy”de şarkı söyledi. Canlandırdığı karakter için, Spall şunları söylüyor: “Beadle gerçekten çok ahlaksız biri. Küçük bir memur olduğu halde yargıçla bağlantısı sayesinde, ona her şekilde yağ çekerek yetki elde etmiş. Yargıcın hem koruması hem sağ kolu. Görünürde veya üstü kapalı olarak yargıca çeşitli şeyler temin ediyor. Ayrıca çok da şiddetsever biri. Pek hoş bir insan değil”.

Oyuncu kadrosunun diğer oyuncuları ise sinemaya yeni adım atan isimler: Çok başarılı bir oyuncu olan Jamie Campbell Bower (Anthony), Glasgow Müzik ve Drama Kraliyer Akademisi ikinci sınıf öğrencisi Jayne Wisener (Johanna), öğrenci Edward Sanders (Toby), ve son olarak da, Londra West End sahnesinin deneyimli isimlerinden olup, “Mamma Mia”, “Mary Poppins” gibi müzikallerde rol alan ve “The Lord Of The Rings”de Galadiel rolünü üstlenen Laura Michelle Kelly.

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Mon Oct 13, 2008 5:27 pm 
Offline
<marquee> johnny depp</marquee>
<marquee> johnny depp</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 9:36 pm
Posts: 17327
PERDE 3: MÜZİK VE ŞARKILAR



Zanuck, “Müzik çok önemli. Hikaye şarkılar aracılığıyla anlatılıyor. Tüm oyuncuların kendi sesleriyle şarkı söylemeleri konusunda kararlıydık. Herkes kendi şarkısını söylüyor” diyor.

Öte yandan, Dilenci Kadın’ı oynayan Laura Michelle Kelly haricinde, “Sweeney Todd”un hiçbir oyuncusu profesyonel şarkıcı değildi.

John Logan bu konuda şunu söylüyor: “Stephen Sondheim müzikal tiyatro tarihinin en karmaşık müziklerini yazıyor. Dolayısıyla, bu sanatçılar için onun şarkılarını söylemek bir dağcının oksijen olmadan Everest’e tırmanması gibi”.

Oyunculara prova yapabilecekleri bir şey vermek için, daha önce Burton’la “Corpse Bride”da çalışmış olan müzik yapımcısı Mike Higham, şarkıların sözsüz bir versiyonunu hazırladı.

Londra’da kayıtları yapılmadan önce Los Angeles’ta şarkılarının çoğunun demosunu hazırlayan Depp, “Farklı katmanları, yaylıları, üflemelileri neredeyse ayrı ayrı duyabilmek gerçekten çok şey kazandırdı. O kadar karmaşık olduklarını fark etmemiştim. Sahnede izlediğimde ya da CD’de dinlediğimde bile, bana o kadar karmaşık gibi gelmemişti. Ama vokaller olmadan dinlediğinizde, gerçekten inanılmaz uyumsuz akorlar var”.

“Armoni olduğunda çok güzel oluyor çünkü çok sıradışı” diyor Bonham Carter ve ekliyor: “Ama sevdiğim yönü her zaman duygusal bir anlamının olması. Yüzeyde basit gözüküyor ama altında korkunç bir şey var. Piyano çok rahatsız edici gibi geliyor kulağa, ama elbette Sweeney’nin akıl durumu da aynı şekilde. Müzikte çoğu tema, tedirginlik ve sonuçsuzluk, Sweeney’nin aklının, kalbinin ve duygusal manzarasının bir yansıması”.

Müzik dört günlük bir sürede Londra Air Stüdyoları’nda kaydedildi. Filmde kullanılan 64 enstrümanlık orkestra Sondheim’ın bestelerini çalan en büyük orkestraydı. Higham bunun nedenini şöyle açıklıyor: “30 keman, birkaç üflemeli çalgı, bir de tuba ekledik ki daha zengin, kulak dolduran bir sound elde edelim. Bu, filmin gerçekten benzersiz bir özelliği”.

Kayıt seansları Stephen Sondheim’ın denetiminde ve kendisinin müzik süpervizörü Paul Gemignani’nin yönetiminde gerçekleşti. “Orada bir yanımızda Tim diğer yanımızda Stephen Sondheim’la oturmak hepimiz için büyüleyici bir deneyimdi” diyor Zanuck ve ekliyor: “Orası Stephen’ın arenasıydı çünkü bir flütten çıkan azıcık yanlış bir tonu seçebiliyordu; tıpkı Tim’in caddenin 100 metre aşağısındaki bir figüranı göz ucuyla görebildiği gibi”.

Filmin müziğinin kaydı gerçekleştikten sonra sıra şarkılara geldi. Fakat şarkılardan herhangi birinin kaydedilebilmesinden önce, oyuncuların, kendilerini dinlemek için birkaç günlüğüne Londra’ya gelen Sondheim’la prova yapmaları gerekiyordu. “Gerçekten çok heyecan vericiydi. Onun tarafından seçildim, sonra da ona şarkı söylemek zorunda kaldım. Ama neyse ki anlayışlıydı” diyor Bonham Carter.

Timothy Spall da şunu ekliyor: “Şarkı söyleyebilirim ama şarkıcı değilim. Onun önünde şarkı söylemek, Shakespeare’in önünde ‘Hamlet’ oynamak gibiydi gerçekten”.

Sondheim doğal olarak müzikal uyarlama konusunda kaygılansa da, oyunculara onlar kadar odaklanmıştı. Besteci bu konuda, “Şarkı söyleyen oyuncuları, rol yapan şarkıcılara tercih ediyorum. Bu müzik adına her zaman iyi olmuyor ama hikayenin devamını sağlıyor ki ben önemli olanın bu olduğuna inanıyorum” diyor.

Şarkıların kaydı Kasım-Aralık 2006’da, altı haftalık bir sürede, Londra’daki Air ve Eden Stüdyoları’nda gerçekleştirildi. Depp bu konuda şunları söylüyor: “Şarkıların büyük çoğunluğunu Los Angeles’taki stüdyoda demo şeklinde kaydettim. Sonra Londra’ya geldim ve orkestra müziğiyle tekrar kayıt yaptık. Bu süreç tuhaf bir şekilde bana çok doğal geldi; ne de olsa müzik benim ilk aşkımdı”.

Hem en çok şarkıyı hem de iddiaya göre en karmaşık olanları söylemek zorunda olan ise Bonham Carter’dı. Lovett karakterinin imza şarkısı “The Worst Pies in London” aktrisin sadece şarkı söylemesini değil, söylerken sıfırdan başlayıp bir de turta yapmasını gerektirdi. Aktris, “Harka bir şarkı bu. Sondheim onu oyuncu için bir hüner gösterisi olarak bestelemiş. Oldukça karmaşık. İnanılmaz hızlı ve karakteri oturtmak açısından hakikaten harika çünkü yeni yeni aklını yitirmekte, tırlatmakta olduğunu gösteriyor; onun nasıl düşündüğünü ortaya koyuyor. Öte yandan, bir turta dükkanı işlettiğini, işlerin ve Lovett’ın şansının yaver gitmediğini belli ediyor. Lovett bir yandan şarkı söylerken bir yandan da turta yapıyor; yani oldukça zorlu bir iş” diyor.

Bonham Carter o dönemde nasıl turta yapıldığına dair ders bile aldı; karakterinin turta yaparkenki hareketleri kayıt seansında belirlenmeliydi. Aktris bu konuda, “Filmde herhangi bir şeyi yaparken, sürekliliği sağlamak açısından tam olarak aynı şekilde yapmalısınız. Her hareketi aynı şarkı sözüyle birlikte yapmanız gerek. Sanırım şu ana kadar o şarkıyı 500 kez falan söylemişimdir; söylemeye başladığımda, seçmeler sırasında, sonra kayıtta farklı seçimler yaparak”.

“Sweeney Todd”un hikayeyi replikler yerine müzik ve şarkılarla anlatmasından dolayı, kayıt seansları oyuncuların şarkıları müzik açısından doğru söylemesinden fazlasını gerektiriyordu. Oyuncular sette önceden yaptıkları kayıtların üzerine söyledikleri için, ses kayıt stüdyosuna girdiklerinde performanslarını aylar sonra çekimlerde değil, orada ve o anda bulmaları gerekiyordu. “Çok farklı bir çalışma şekli” diyor Depp ve ekliyor: “Şarkıyı kaydettiğiniz anda seçimlerimizi yaptık; yani aylar öncesinden performansımızı ortaya koyduk. Buna ek olarak, bu performansınıza sette sadık kalmak, öte yandan büyütmek ve daha iyiye götürmek zorundasınız”.

Ana çekimler 5 Şubat 2007’de, İngiltere’deki Pinewood Stüdyoları’nda başladı. Burton daha önce “Batman”i ve “Charlie and the Chocolate Factory”yi de burada çekmişti. Sette oyuncuların kendi şarkılarına playback yapmaları gerekiyordu. Bu, profesyonel şarkıcılar için zor bir beceriydi. Bonham Carter bu konuda şunları söylüyor: “Bunu sanki yeni bir şeymiş gibi oynamanız gerekiyor; oysa daha önce yapmış olduğunuz bir şeye itaat ediyorsunuz. Hatırlıyormuş gibi değil, bir şeyi örneklendiriyor ya da ortaya koyuyor gibi görünmeniz lazım; o anda olmalı ya da canlı tutmak için bir şeyler yapmaya çalışmalısınız. Bazı açılardan, şarkıları canlı söylemeyi tercih ederdim ama ses o kadar iyi olmazdı”.

Profesyonel bir şarkıcı olup, sinemaya “Sweeney Todd”la adım atan Laura Michelle Kelly, “Helena ile Johnny’yi izlerken hayrete düştüm. Halkın gözü önünde ilk kez şarkı söylediklerini hayatta tahmin edemezdim. Herkes öylesine özgüvenliydi ki. Anlamı olmayan bir şarkı yerine, bir replikle kendini ifade edebilmek yarar sağlıyor ki onlar bu konuda sudaki ördekler kadar rahattılar. Çoğu insan Sondheim’ın şarkıları söylenmesi en zor besteci olduğunu düşünür: Eserlerindeki tempolar, değişiklikler, sözlerindeki melodiler, hepsi zordur. Bazıları bu oyuncuların doğal bir şekilde yaptığı şeyi yapabilmek için yıllarca uğraşır. Onları izlerken çok şey öğrendim”.

Burton film için orkestrasyon ve oyunculuk açısından fazla “Broadway-vari” olan her şeyden kaçınmaya kararlıydı. Yönetmen bu konuda şunları söylüyor: “Broadway’de seyirci karşısındasınız ve şarkı bittiğinde alkış geliyor; filmde bunu yapmak istemezsiniz. Bir bakıma sessiz film yaptığınızı söylüyorsunuz; dolayısıyla, biraz abartılı olduğunu söyleyebileceğiniz bir oyunculuk var, ama aynı zamanda bazı küçük anlar haricinde Broadway tarzı şarkı söylenmesinin önüne geçmeye çalışıyorsunuz. Hâliyle elde etmesi zor bir dinamik. Broadway’e kaçmadan, bir sessiz filmdeki ya da eski bir korku filmindeki gibi abartılı olmak”.

Logan ise, “Bu bir Broadway şovunun kaydı değil, bir film” dedikten sonra şöyle devam ediyor: “Tim fazla duygulu, fazla gösterişli, fazla ‘sevimli’ her şeye karşı son derece duyarlıydı; oyuncuların aşırılığa kaçmasını ya da arka balkona oynamasını istemedi çünkü müzik abartılı oyunculuğa kaçılmasına fazlasıyla elverişliydi; bu geniş hikaye çok sarsıcı duygulara açıktı ve müzikle tamamen destekleniyordu. Tim hikayeyi gerçekçi, samimi bir düzeyde tutmakta ve karakterlerin çok zor şeyler yaşayan ve gerçekten yakıcı duyguları yansıtmaktan kaçınmayan gerçek insanlar olarak görünmesini sağlamakta çok başarılıydı. Bir tiyatro ve sinemasever olarak, Tim, ‘Sahne versiyonuna saygı duyuyoruz; bu versiyonu seviyoruz; her zaman kalbimizde yaşayacak; ama bu versiyonun öncelikle ve kesinlikle bir sinema çalışması olması gerekiyor’ derken mükemmel bir şey söyledi bence”.



PERDE 4: SWEENEY’NİN DÜNYASINI TASARLAMAK



Burton’ın filmleri her zaman inanılmaz setleri ve stilize görselliğiyle alkış toplamıştır. Bu filme 19. yüzyıl Londra’sı vizyonunu katmakla sorumlu kişi, iki Oscarlı® yapım tasarımcısı Dante Ferretti’ydi.

Alanındaki ustalardan biri olan Ferretti uluslararası üne, merhum İtalyan yönetmen Federico Fellini’nin altı filminde görev alarak kavuştu. Tasarımcı, daha sonra, Hollywood’a gelerek bir çok önemli yapımda görev aldı: “The Age of Innocence”, “Gangs of New York” ve “The Aviator”da Martin Scorsese’yle, “The Black Dahlia”da Brian De Palma’yla, “Interview with the Vampire”da ise Neil Jordan’la çalıştı.

“Fellini günlerinden beri Dante’nin çalışmalarını biliyorum. Fellini’yle çalışmış biriyle iş yapmanın getirdiği farklı bir enerji var” diyor Burton ve ekliyor: “Size sadece bir iş değil bir film yaptığınız gerçeğini hatırlatıyor. Dante bir sanatçı. Odasının önünden geçerken kendi çizimlerini yaptığını görüyorsunuz. Bu gerçek bir enerji yaratıyor; tüm geçmişi ve yaptığı tüm o şeyler benim için heyecan vericiydi”.

Öte yandan Ferretti ise hep Burton’ın kendisine Fellini’yi hatırlattığını düşündü; bunda Burton’ın sanatçı mizacının, her zaman çizimler ve karalamalar yapışının da payı vardı. İtalyan tasarımcı, “Hep böyle düşündüm; onun bana Fellini’yi hatırlattığını düşündüm her zaman. Çok yaratıcı olduğu için, hep küçük çizimler yapıyor, tıpkı Fellini gibi. Birbirlerine çok benziyorlar”.

Burton, “Sweeney Todd” için 19. yüzyıl Londra’sının tarihsel açıdan doğru bir kopyasını yaratmakla ilgilenmiyordu. “Çok gerçekçi olmamaya karar verdik çünkü bu bir tür fabl ve biraz stilize” diyen yönetmen, Ferretti’ye filmde istediği görüntüye rehber olabilmesi için “Son of Frankenstein”ın bir DVD’sini gönderdi.

Ferretti bu konuda şunları anlatıyor: “Bana, ‘Eski siyah-beyaz Hollywood filmlerini biraz andıran bir Londra istiyorum’ dedi. Fazla ayrıntı istemiyordu; renklerde siyah beyaz gibi çok az renk istiyordu. Çok grafik bir görüntü peşindeydi. Tim gerçekten yaratıcı. Ne istediği konusunda çok net bir fikri var. Harika mı harika bir yönetmen. Tüm filmlerine bakarsanız, görüntü en önemli şeylerden biri”.

Filmin belirgin görüntüsüne katkı sağlayan bir diğer unsur, karakterlerin geçmişteki öykülerini ve fantezilerini anlatan görüntülerde parlak renkler kullanılmasıydı. “Orijinal şarkılar Sweeney’nin karısını nasıl kaybettiğini, Yargıç Turpin tarafından nasıl trajik bir şekilde elinden alındığını anlatıyor” diyen yapımcı MacDonald, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ama film bize bunu görselleştirme imkanı sağladı. Dolayısıyla, Sweeney’nin geçmişte aslında kim olduğunu ve nasıl tuzağa düştüğünü görebiliyoruz. Bu canlı bölümler Ferretti’nin yalın tasarımıyla tezat oluşturuyor ve Sweeney’nin eski hâliyle dönüştüğü kişi arasındaki farkı yansıtıyor”.

BYG yerine geleneksel sinemacılık teknikleriyle platoda inanılmaz fantezi dünyaları yaratmasıyla ünlü Burton, ilk başta “Sweeney Todd”u “Sin City”, “Sky Captain and the World of Tomorrow” gibi, asgari düzeyde setler ve aksesuarlarla yeşil perde önünde çekmeyi düşündü. Yönetmen bu konuda, “Bunun nedeni kısmen bütçeydi” dedikten sonra, açıklamalarını şöyle sürdürüyor: “Ama bu konuyu etraflıca düşündükten sonra, sette olmanın bana da oyunculara da, hatta herkese yardımcı olacağına karar verdim. Ne de olsa insanlar şarkı söyleyecekti. Yeşil perde önünde, her türlü gerçeklikten olabildiğince uzakta şarkı söylemek gerçekten korkunç bir kabus olurdu. Bu yüzden, yani şarkılardan ötürü bu filmi setlerde yapmak çok daha önemli hâle geldi”.

Sonuçta kendisi ve ekibi için daha çok iş anlamına gelse de, Ferretti, set inşa etme kararını memnuniyetle karşıladı. İlk baştaki yeşil perde projesinde, Yargıç Turpin’in evinin seti yeşil perde önüne inşa edilmiş basit bir pencere ve kapı olarak planlanmıştı. Daha geleneksel bir yönteme dönmek, ağaçlıklı bir cadde ve arkada muazzam bir resim panosu olan tüm ev setini baştan sona inşa etmek anlamına geliyordu. Genele bakıldığında, Ferretti, Pinewood Stüdyoları’nda bir düzineden fazla setin tasarımını ve denetimini gerçekleştirdi. Kısaltılmış bir ön yapım dönemi ve nispeten dar bir bütçe oluşu nedeniyle, Ferretti’nin çok zekice hareket etmesi ve senaryonun gerektirdiği çok sayıda seti yaratmanın yanı sıra, yapım için Pinewood Stüdyoları’nda ayrılmış kısıtlı sayıda platoda bunları inşa etmesi gerekiyordu. Ferretti’nin çözümü dahiyaneydi ve kayda değer ölçüde düşük maliyetliydi. Portatif duvarlar ve birbirleriyle yer değiştirebilen ön cepheler yaratarak, tekrar tekrar kullanılabilecek setler oluşturdu. Böylece, Pinewood’un S Platosu’nda kurulan St. Dunstan’s Halk Pazarı kolayca Fleet Sokağı’na dönüştürüldü ve yapımcılara hem zamandan hem paradan tasarruf sağladı.

“Dante’yle bu ilk çalışmamız ama beklentilerimin çok üstüne çıktı” diyor Zanuck ve ekliyor: “Çok paramız yoktu ve istediğimiz her şeyi inşa edemiyorduk. Bazı setleri alıp, sadece yapılarını değiştirerek onlardan başka setler yarattı. Setlerin arkasında setler var çünkü fazla sayıda plato tutmaya paramız yetmedi. Dante olağanüstü bir iş çıkardı. O dönemde Londra’daymış hissi yaşayacaksınız. Öte yandan, elbette setlere dijital olarak uzantılar eklendi. Böylece kendinizi büyük bir dış mekan filmi izliyor gibi hissedeceksiniz”.

“Yazar olarak TURTA DÜKKANININ İÇİ yazıp, sonra Dante ve Tim’in yarattığı şeyi görmek gerçekten mucizeviydi” diyen senarist Logan, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Dante’yi çok iyi tanıyorum çünkü ‘The Aviator’ı yaptı. Onun ayrıntılara duyduğu sevgiyi bu dünyaya taşıyacağını biliyordum. Senaryoda, berber dükkanının perili gibi göründüğünü yazdım. Perdede gördüğüm dükkanın her santimi aynen öyle. Bu setlerde yürümek çok huzursuz edici çünkü birincisi karanlıklar; ikincisi, tuhaf açılara sahip oldukları için köşeden ne çıkacağını bilmiyorsunuz: Elinde usturasıyla Sweeney Todd mu, turtasıyla Bayan Lovett mı yoksa Karındeşen Jack mi? Bu bir korku filmi olduğu için, böylesi korkutucu setler çok uygun”.

Oyuncular için, Ferretti’nin çalışmalarındaki ayrıntılar son derece ilham vericiydi. “Setlere bayıldım” diyor Bonham Carter ve ekliyor: “Fleet Sokağı’nda yürümeye bayıldım. Çevreniz hayal gücünüzü yolculuğa davet ediyorsa atmosferin katkısı çok büyük oluyor. Ben de dükkanımı çok sevdim”.

Oyuncular için bir başka çok önemli unsur Colleen Atwood’un yarattığı kostümlerdi, çünkü, Burton’ın deyişiyle, “kostümler filmde bir diğer karakter”. “Colleen’le sayısız defalar çalıştım ve o bu olguyu anlıyor. Tüm filmin havasının yaratılmasına yardım etme açısından tüm tasarımcılar kadar önemli. Hazırladığı kostümler oyuncuların karakterlerine bürünmelerine ve performanslarına yardımcı oluyor” diyor yönetmen.

“Sweeney Todd”un kostümlerini hazırlamak, şimdiki zamandaki sahnelerin kısıtlı renk paleti yüzünden özellikle zordu, ama Atwood çeşitli dokular ve stillerle oynayarak, Burton’ın aradığı hissi yakaladı. Tasarımcı, “Sweeney ve Bayan Lovett güçlüler. Eski Frankenstein ya da Dracula filmlerini izlediğinizde, ya da herhangi bir klasik film canavarı, o türlü güçlü bir imaj istersiniz. Dolayısıyla hedef her zaman buydu” diyor.

Bu hassasiyete uygun olarak, Burton da “Sweeney Todd”un nerdeyse bütün renklerden arınmış, adeta siyah beyaz bir film gibi görünmesini istedi. Görüntü yönetmeni Dariusz Wolski bu konuda şunları söylüyor: İlk düşünce filmi siyah beyaza olabildiğince yaklaştırmaktı. Tim bana pek çok korku filmi gösterdi. İkimiz de kara filmi (film noir) severiz. Eski siyah beyaz filmler hoşumuza gider. Dolayısıyla, genel yaklaşım, çok kasvetli, karanlık, bol konstrastlı, çok grafik bir film yapmaktı. Dante tek renkli, sade setler yaratmıştı. Sonra ben ışıklandırmayı yaptım. Eski Londra’nın pek çok resmine baktık. Çağdaş teknoloji kullanarak bunu eski bir film gibi göstermeye çalıştık”.

Daha sonra, post prodüksiyonda, Polonyalı görüntü yönetmeni Wolski daha da çok rengi soldurmak için Digital Intermediate işleminden yararlandı. “Bu filmde yaptığımız şey makyaj, kostüm, set tasarımı ve benim renkleri soldurma şeklindeki katkımın bir bileşimiydi” diyor Wolski ve ekliyor: “Bu filmi, araya serpiştirdiğimiz renkler ve kan dışında, neredeyse siyah beyaz yapmaya çalışıyoruz”.

Sweeney’nin öldürme yönteminin boğaz kesmek olduğu göz önünde bulundurulunca, “Sweeney Todd”un kanla yıkanması kaçınılmazdı çünkü ne de olsa Burton’ın filmi sahne müzikalinin ayak izlerini takip ediyordu. “Tim’le ilk buluştuğumuzda, konuştuğumuz ilk şey ‘Sweeney Todd’u ilk izleyişimiz ve kanı ne kadar iyi hatırladığımızdı. İlk boğaz kesmede, ustura çılgınca hareket ediyor ve kan sahnenin diğer ucuna doğru fışkırıyordu. Işığın aydınlattığı kan benzersiz bir kırmızı renkteydi” diyor Logan.

Senarist sözlerini şöyle sürdürüyor: “Gerçekte de birinin boğazını kesmek ortalığı oldukça batıran bir şeydi. Biz de bunu göstermekten kaçınmadık. Sweeney Todd’un yaptığı şeyi göstermekten çekinmedik çünkü Sweeney’nin trajedisini anlamak için, kendisine ve başkalarına yaşattığı yıkımı anlamak zorundasınız. Onun aslında manyak bir katil olduğunu anlamanız gerekiyor ama yine de onun bu durumu yüreğinizi burkuyor. ‘Sweeney Todd’un dehası burada. Biz de, bunun için, kanın gerçekliğinde çekingen davranmamanın çok önemli olduğunu düşündük. Dolayısıyla, boğaz kestiğinde aort damarı kan fışkırtmaya başlıyor ve insanların üstü kan içinde kalıyor”.

“Tim korku filmlerinin hastasıdır” diyor Bonham Carter gülerek ve ekliyor: “Cumartesi geceleri kendini bu filmlerle ödüllendirir. Johnny de bunlara bayılır. İkisi ilham almak için birlikte eski favori filmlerini tekrar izlediler. Bu bir korku filmi. Ama Tim oldukça oyuncu. Filmde onun çok eğlenceli bulduğu çok sayıda ucuzluk bulunuyor ve yine inanılmaz eğlenceli bulduğu kanlı sahnelerden de bol sayıda var. Kara mizaha sıkça yer veriliyor. Umuyoruz ki korkutucu olduğu kadar da komik ve çarpık bir şekilde eğlenceli olacak”.

Logan bu konuda son sözü söylüyor: “’Sweeney Todd’ klasik drama anlamında kanlı bir trajedi. Elbette Grand Guignol ekolüne, Viktorya dönemi Londra’sının ‘Ucuz Korku Öyküleri’ne saygısını gösteriyor. Ama ‘Sweeney Todd’daki kanın sadistçe ve gereksiz olmadığının altını çizmek gerek çünkü kan bu karakterlerin yaşadığı dünyanın bir parçası. Dolayısıyla, kanı çekinerek kullanmak dürüstlükten uzak ve korkakça olurdu ki ne bu hikaye ne de yapımcılar öyle. İşin doğrusu şu ki, insanlar öldürülüyor; merkezdeki karakter öylesine bir dürtü ve tutkuyla hareket ediyor ki elleriyle bu insanları öldürmesi gerekiyor. Böylece o kanlar ellerine, yüzüne bulaşıyor ve hem mecazi hem de gerçek anlamda kan yüzüne gözüne bulaşıyor”.

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Mon Oct 13, 2008 5:30 pm 
Offline
<marquee> johnny depp</marquee>
<marquee> johnny depp</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 9:36 pm
Posts: 17327
SONSÖZ



“Sweeney Todd”u izleme ayrıcalığına ulaşan ilk kitle Eylül ayındaki Venedik Film Festivali’ne katılan sinemaseverlerdi. Burton festivalde kariyer başarısı için Altın Aslan Ödülü’ne layık görüldü. Filmin sekiz dakikası izletildi. Bu bölümde Depp’in söylediği “My Friends” şarkısı da bulunuyordu. Bu kısa gösterime verilen tepki mükemmel ve son derece coşkuluydu.

“Filmi izlemenin yapmanın yarısı kadar keyifli, heyecanlı ve mutluluk verici olması için dua ediyorum” diyor Bonham Carter ve ekliyor: “Harika olmalı. Sondheim ile Tim’in müthiş bir bileşimi oldu çünkü ikisi de çok benzer hassasiyetlere ve aynı kara mizah anlayışına sahipler. Müziğin romantizmi ve yumuşaklığı da bir diğer paylaşım çünkü Tim de Johnny de çok şefkatli insanlar”.

“Müzikalin bire bir uyarlaması olmadığı ve müzikalde bulunmayan bazı şeyleri içerdiği için gelenekçileri üzebilir” diyen Burton, şöyle devam ediyor: “Özüne olabildiğince sadık kalmaya çalıştım ama gelenekçilerin filme nasıl tepki vereceklerini bilmiyorum; öte yandan kaç tane gelenekçi var ki? Böyle bir film garip bir kumar sayılır çünkü filmimiz R kategorisinde bir müzikal; içinde kan var. Oysa Broadway gösterilerine giden insanlar genellikle kan ve şiddet dolu filmleri görmeye gitmezler; kan ve şiddet dolu filmleri sevenler de genelde Broadway gösterilerine gitmezler”.

Sondheim orijinal müzikalin izleyicilere bazı şeylerin eksik geleceğini biliyor ama, “Onlara sahne gösteriminin anılarını kapıda bırakmalarını şiddetle öneririm çünkü diğer tüm müzikal uyarlaması filmlerin aksine, bu film gerçekten malzemeyi alıp bütünüyle sinemaya aktarmaya çalıştı. ‘Sweeney Todd’un güzel yanı sahne gösterisinin filmi değil, sahne gösterisine dayalı bir film olması” diyor.

Logan ise şu yorumu getiriyor: “Stephen Sondheim’ın ismini duymamış, hayatları boyunca bir Broadway gösterisi izlememiş olup da bu dev yapımı seyredecek insanlar adına çok heyecanlıyım. Bir Amerikan bestecisi tarafından bestelenmiş hiçbir şeye benzemeyen bir müzik duyacaklar. Bilmedikleri, benzersiz bir hikayeye tanık olacaklar. Ayrıca, ‘Sweeney Todd’u seven bizlerin neden onu bu kadar uzun süredir ve tutkuyla sevdiğimizi anlayacaklar. Bir bakıma, bunu ilk kez izleyen ve 25 yıldan beri bir tutkudan ilham alan John Logan ya da Tim Burton olacaklar. ‘Sweeney Todd’ özünde bir korku müzikali. Müzikle desteklenen bir korku filmi. Bence bu aynı zamanda güçlü bir karakter draması ve müthiş bir kara komedi. Guignol geleneğine uygun bir yapıt. Ama her şeyin ötesinde, katıksız bir eğlencelik. Stephen Sondheim’ın dehası, Tim Burton’ın dehası ve Sweeney Todd’un dünyası benzersiz ve çok eğlenceli bir şey yaratmak üzere bir araya geliyor”.



SWEENEY TODD EFSANESİ



“Bu yapıma adım atarken stüdyo yöneticilerine, ‘Beyler, bu filmde çok fazla kan olacak’ dedim” diyen yönetmen Tim Burton, belli ki böylesine çarpık bir hikayenin Bayan Lovett’ın ünlü turtalarından biri kadar kanlı olması gerektiğini anlamıştı; ne de olsa, Sweeney Todd hakikaten dehşet verici bir karakterdi.

Her ne kadar bazıları onun asla var olmadığını iddia etse de, diğerleri 18. yüzyılın Fleet Sokağı’ndaki efsanevi “Şeytan Berberi”nin tam hikayesini belgelediler. Sweeney’yi, Sweeney’yi işleyen “Ucuz Korku Hikayeleri” ve tiyatro oyununu bağırlarına basan tabloid gazeteleri için, “Sweeney Todd” maksimin olumlu kanıtıydı (John Ford’un “The Man Who Shot Liberty Valance”ından alıntıdır): “Efsane gerçek olduğunda, efsaneyi basın”.

Sweeney Todd’un 1748’de ipek işçiliği yapan, yoksul ve alkolik bir çiftin tek çocuğu olarak doğduğuna inanılıyor. O dönemde Londra’da hastalık, kirlilik, ve ahlaksızlık kol gezmektedir. Genç Todd bir değirmende anne babasıyla birlikte çalışarak büyür. Anne babası gizemli bir şekilde ortadan kaybolur ve Todd, henüz 14 yaşında, küçük bir hırsızlıktan tutuklanıp Newgate Hapishanesi’ne gönderilir; bu aslında insaflı bir ceza olarak görülür çünkü çoğu çocuk hırsız suçları yüzünden asılmaktadır.

Katiller ve sahtekarların arasında yaşayan Todd, iddialara göre, hapishane berberi olan eski mahkum Elmer Plummer’ın çırağı olur. Berberler bazı cerrahi uygulamalar da yaptıkları için, Todd berberliğin yanı sıra, anatominin bazı yönlerini, ve geriye yatmış durumdaki müşterinin cebini boşaltmayı da öğrenir. Bu yetenekler serbest kalmasından sonra ona büyük fayda sağlar, ama açgözlülüğü, kıskançlığı ve dizginlenemeyen öfkesi genç adama baskın geldiği için cinayetler başlar.

Todd çok geçmeden Fleet Sokağı 186 numarada St. Dunstan Kiliesi’nin yanı başında bir dükkan açar. Kilisenin altında cemaat üyelerinin gömülü olduğu unutulmuş yeraltı tünelleri ve mezarları bulunmaktadır. Todd hizmetlerinin reklamını yapmak için, vitrinine kavanozlar içinde dişler, saçlar ve kan koyar. Odanın tam ortasındaysa en dahiyane ve sinsi aracı durmaktadır: Berber koltuğu.

Anlatılana göre, Todd suçlarını gizlemek için zeminde 360 derece dönebilen bir tuzak kapı yaratır. Her iki tarafına da bir berber koltuğu monte edilen bu kapı, bir kol sayesinde, müşterinin ağırlığının da yardımıyla ters dönmekte ve müşterinin kafa üstü bodrum zeminine çakılmasını sağlamaktadır. Panel kapı turunu tamamladığında, boş berber koltuğu tekrar yerine döner. Ardından, Todd hızla aşağı koşar ve düşüş başaramadıysa, müşteriyi öldürmek için usturasını kullanır. Todd daha sonra müşterinin üzerindeki değerli şeyleri alır ve cesedi St. Dunstan’ın altındaki bedenlerin yanına saklar. Bu plan bir süre işe yarasa da, cinayetler sürdükçe, Todd’un cesetleri saklayacak yeri kalmaz.

Bu arada, Todd paragöz dul Margery Lovett’la tanışır. Genç adam Bayan Lovett’a kendi dükkanına yer altı tüneliyle bağlı Bell Yard’da turta dükkanı açtıktan sonra, ikili sevgili ve suç ortağı olurlar. Todd cerrahi yeteneklerini cesetleri parçalamakta kullanır ve etlerini turtalarda kullanılmak üzere Bayan Lovett’a verir. Derilerini ve kemiklerini ise kilisenin yer altı mezarlığına saklar.

Todd’un kana susamışlığı artarken, Bayan Lovett’ın turta işi de hızla ivme kazanır ta ki St. Dunstan Kilisesi’nin altında bir taşkın olur. Yetkililer araştırma yaparlar ve çok geçmeden bir çok kayıp adamı orada buldukları çürümüş cesetlerle eşleştirirler. Yeraltında bir dizi kanlı ayak izi Todd’un dükkanından Bayan Lovett’ınkine uzanmaktadır. İşte o zaman halk arasında isteri baş gösterir.

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Thu Nov 13, 2008 11:08 am 
Offline
<marquee> johnny depp</marquee>
<marquee> johnny depp</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 9:36 pm
Posts: 17327
Image

Image

Image

Image

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Mon Dec 15, 2008 10:14 pm 
Offline
<marquee> johnny depp</marquee>
<marquee> johnny depp</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 9:36 pm
Posts: 17327
KaraKalem Dergisi 3.sayıdan
alıntı


Image

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Tue Feb 10, 2009 8:25 pm 
Offline
Yeni üYe
Yeni üYe
User avatar

Joined: Tue Feb 10, 2009 8:16 pm
Posts: 3
Teşekkürler,bu film benim favorim!


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Sun Mar 15, 2009 5:15 pm 
Offline
<marquee> johnny depp</marquee>
<marquee> johnny depp</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 9:36 pm
Posts: 17327
Image

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject: Re: Sweeney Todd: Fleet Sokağı’nın Şeytan Berberi
PostPosted: Tue Sep 01, 2009 8:53 pm 
Offline
<marquee> johnny depp</marquee>
<marquee> johnny depp</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 9:36 pm
Posts: 17327
*** ''O,mükemmel bir performansı 15 kere tekrarlayabilir.İlk kez birinin böyle birşey yapabildiğini görüyorum.Dünyanın en büyük yıldızı değilse bile en büyük yıldızlarından biri.Ama inanılmaz alçak gönüllü.Beni öldürdüğü sahnede,her tekrarın ardından,sahte kanı tükürebilmem için elinde tas ile ilk gelen hep o oluyordu.Herkese tamamen saygılı davranıyor ve sanırım tanıştığım insanlar arasında ayakları en yere basanlardan biri.''Sacha Baron Cohen

çeviri:johnnylover

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject: Re: Sweeney Todd: Fleet Sokağı’nın Şeytan Berberi
PostPosted: Sat Sep 19, 2009 6:18 pm 
Offline
<marquee> johnny depp</marquee>
<marquee> johnny depp</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 9:36 pm
Posts: 17327
sweeney todd promo resimler

Image

Image

Image

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject: Re: Sweeney Todd: Fleet Sokağı’nın Şeytan Berberi
PostPosted: Sat Sep 19, 2009 6:20 pm 
Offline
<marquee> johnny depp</marquee>
<marquee> johnny depp</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 9:36 pm
Posts: 17327
Image

Image

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject: Re: Sweeney Todd: Fleet Sokağı’nın Şeytan Berberi
PostPosted: Mon Sep 21, 2009 9:09 am 
Offline
<marquee> johnny depp</marquee>
<marquee> johnny depp</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 9:36 pm
Posts: 17327
SWEENEY TODD - FİLM HAKKINDA

Johnny’nin Sözleri:

*** Daha önce de keskin objelerle çalıştığım için sorun olacağını düşünmedim.Taki gerçekten birini tıraş etmem gerekene kadar.Cidden endişelendim.

*** Sanırım en çok korkan bendim.Tim şarkı söyleyebilecek miyim bilmiyordu,ben de bilmiyordum.Başarabilir miyim gerçekten bilmiyordum.Arkadaşlarımdan birinin stüdyosunda demo kayıtları yaptım.İçimdeki korkuyu yenebilecek miyim görmek için bu şarkıları söylemeye başladım.İçgüdülerim bana nasıl söyleyeceğini bilmenin önemli olmadığını hissettirdi.Sadece söyle! Ben de öyle yaptım.

*** Sweeney’nin görünümü bir karışımdan oluştu.Başlangıçta Tim ile uzun süre sessiz filmler hakkında konuştuk.Korku temalı sessiz sinemaların kralı Lon Chaney idi.Bu yüzden o büyük bir ilham kaynağıydı.Boris Karloff,bu kötü karakterlerin ikonudur.Peter Lorre de öyle.Ses konusuysa zordu.Sanırım Iggy Pop’tan esinlendik.Derin ve güzel bir kalitesi var.

*** Bu karakter insanları kesip biçerken,izleyiciye onun acısını hissettirmek,ona anlamalarının sağlamak çok zor işti.Ama kesinlikle bunu başarabildiğimizi umuyorum.

*** Korsanların üçüncü filmini bitirirken,sete varmak için iki saat araba sürmem gerekiyordu.Eve dönmek için de elbette.Bunu hergün yapıyordum.Bu sırada durmaksızın orkestra müzikleri dinliyordum.Çeşitli versiyonları.Sonrada sadece müzikal versiyonları dinlemeye başladım.Beynimi bunlarla doyurdum.

*** Uzaklara götürüldüğü ve hapsedildiği için bir travma geçirmesi fikrinden yola çıktık.Saçındaki beyaz tutam,yaşadığı öfkenin şokuyla oluşmuş.Bu fikrin ilk kullanılışı değil.Ama etkileyici.Tek başına tüm hikayeyi anlatıyor.

*** İlk şarkımı söylediğimde kendimi gerizekalı gibi hissettim.Yaptığım en çılgınca şeylerden biriydi.43 yıl boyunca ilk defa bir şarkıyı baştan aşağı söyledim.

*** İlk korkumu yendikten sonra eğlenceliydi diyebilirim.Sondheim’in meleodilerini,sözlerini seslendirmek bir zevk.Ama yeniden böyle bir şey yapar mıyım? Bundan şüpheliyim.

*** Öldürme kısmı kolay olandı.Beni zorlayan onları tıraş etmek.En çok o anda korktum.

Diğer oyuncuların sözleri:

*** Kendini,birinin özel alanını ihlal ediyormuş gibi hissetmiyorsun.Herşey tamamen açık,paylaşılmış,birlikte yürütülüyor.Özellikle Johnny ile çünkü o tam bir takım oyuncusu.Alan Rickman

*** Sevgilimin bana,onun en iyi arkadaşına aşık olmam için para ödemesi çok tuhaf bir durumdu.Helena Bonham Carter

*** Şarkı söyleyebilecek mi hiçbir fikrim yoktu.’’Sanırım yapabilirim’’dedi ve garip bir şekilde yapamayacağından hiç endişe duymadım.Bir sürü şeyden endişe duydum ama bundan duymadım.Bu konuda kapalı kutuydu.Ondan uzun süre bir şarkı duyamadım.Kendi istediği şekilde işleri yürütmesi için serbest bıraktım.Sonra bana bir demo gönderdi.Ve sesini duyduğumda…Bu beklentilerimin üzerindeydi.Çok şanslıyım.Tim Burton

*** Karakteri hep duygusal bir adam olarak yorumladık.Johnny role bunu getirdi.Peter Lorre sana baktığında adamın kafasından geçen her şeyi görebilirsin.Bir canavarın bile insani bir yönü vardır.Bu, denemesi ve yapması çok ilginç olan içsel bir şey.Amacımız tüm bunları bir araya getirmekti.Tim Burton

*** Onunla buluştuğumuzda müzikal bir geçmişi olduğunu bilmek…Bir rock grubunda bulunmuştu ve solist olmasa da müzik kulağı vardı.Aynı zamanda onunla konuştuğumda,üstesinden gelemeyeceğini düşünse role kabul etmeyecek kadar zeki biri olduğunu anladım.Oraya çıkıp play-back falan yapmayacaktı.’’Orkestra müziğini iyi dinle,eğer yapabileceğini düşünüyorsan benim için sorun yok’dedim.Ve başardı.Stephen Sondheim

*** Onun her şeyi cool gösterme konusunda esrarengiz bir yeteneği var.Seçimleri hep çok zekice.Benim işimi çok kolaylaştırıyor çünkü karşındaki insana tamamen güvendiğinde rol yapmak daha kolay.Helena Bonham Carter

*** Tamamen gırtlaktan söylüyor.Çok seksi.Sesi onu yansıtıyor.Bu çok duygusal bir rol.Çok çıplak,dokunaklı,cesur ve duygu yüklü bir söyleyişi var.Helena Bonham Carter

*** Birbirimize destekleyici mesajlar gönderdik.Birbirimizin söyleyişin ilk duyduğumuzda başka ülkelerdeydik.İkimizin performansını yan yana getirdiler ve ‘’Hayır,o gerçekten iyi ben ise berbatım’diye düşündüm.O da öyle düşünmüş ama-muhtemelen yalan söylüyor.Helena Bonham Carter

*** Johnny metodik aktör değildir.Çok konsantredir,disiplinlidir ama aynı zamanda sette çok güldüğümüzde oldu.Üzerime yürüdüğü bir şarkıda ciddi bir ifade takınabilmek için çok uğraştım.Bana karşı çok sabırlıydı.Tim için de çok stresliydi ve ben de sıkıntılı hissettim bazen çünkü eve döndüğümüzde ben onun sevgilisiyim.Ama Tim çok eğlendi.Sette büyük bir heyecan vardı çünkü kimse daha önce müzikalde oynamamıştı.Helena Bonham Carter

*** Her projemizde farklı şeyler yapmaya çalışıyoruz.Tüm film boyunca şarkı söylemek alışkın olduğumuz bir şey değildi.Kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz ve bu çok iyi bir fırsattı.Tim Burton

*** Johnny,berber dükanına girdiğinde gözlerindeki acıyı görüyorsunuz.Sözlere gerek yok.Bu artık sık rastlanmayan bir oyunculuk stili.Tim Burton

*** Onunla tanıştığım ilk gün kendimi çok hazırlamıştım çünkü hayatım boyunca oan aşıktım,hepimiz değil miyiz?Onu gördüğüm gün erkek kostümleri içindeydim,elbise bile giymiyordum.Ondan kaçıp duruyordum ve kostüm tasarımcısı beni onun yanına götürdü.
‘’Jayne ile tanışmadın,senin kızını oynuyor’’dedi.’’Selam,ben Johnny,seninle tanışmak çok güzel’’dedi.O anda hangi dilden olduğunu bilmediğim bir şey söyledim.Jayne Wisener

*** Onun odaklanma yetisine hayran kaldım.Çekim yokken çok rahat ama kamera önünde inanılmaz derin konsantre oluyor.Benim için ders niteliğindeydi.İzlemesi güzel bir dansçı gibi.Jayne Wisener

*** Johnny yardım etmezsem bu işi yapamayacağını söyledi.Sanırım piyanosu olan birine gidip ısınma vokalleri yapmaktansa,ona karşı dürüst olacak,berbat mı yoksa iyi mi olduğunu söyleyebilecek bir arkadaşa gitmeyi tercih etti.Benim mekanıma gittik,şarap ve sigara içtik.Sonra ‘’Bu işi yapacak mıyız yapmayacak mıyız?’’ diye düşündük.Bruce Witkin

*** (Johnnynin sesini duyduktan sonra)’’İyi haberi mi kötü haberi mi istersin?’’dedim.’’Kötüyü söyle’’dedi.’’Kötü haber,bu rolü oynamak zorunda kalacaksın’’dedim.Bruce Witkin

*** Tim’in ofisine büyük bir rahatlıkla gittim.Ağzımız kulaklarımızdaydı çünkü Johnny’nin harika bir sesi vardı ve bu işi başarabileceğinden emindik. Richard Zanuck

çeviri:johnnylover

_________________
Image


Top
 Profile  
 
Display posts from previous:  Sort by  
Post new topic Reply to topic  [ 46 posts ]  Go to page Previous  1, 2

All times are UTC


Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest


You cannot post new topics in this forum
You cannot reply to topics in this forum
You cannot edit your posts in this forum
You cannot delete your posts in this forum
You cannot post attachments in this forum

Search for:
Jump to:  
cron