-johnny idollerinden biri olan Iggy Pop'la tanıştığında 17 yaşındaymış.. florida da bi konserde ön grup olarak çıkıyolarmış.. ama Iggy Pop'la tanışırken yaptığın müziği çok seviyorum tarzında sıradan şeyler söyleyen insanlardan olmak istememiş ve bi hayli alkollüyken Iggy pop'un olduğu tarafa doğru müstehcen laflar atmaya baslamış.Iggy Pop'da johnnynin üstüne yürüyerek 'seni küçük pislik!' demiş..
johnny çok mutlu olmuş çünkü onun için çok ilginç bi karşılasmaymış..
-jack sparrow karakterini canlandırırken ilk filmin son sahnesinde vurucu bi kapaış cümlesi bulmaya calışmışlar ellerindeki kapanış onları mutlu etmemiş; devreye johnny girmiş ve bir fransız denizci kitabında okuduğu bi bölümü anımsamış kitapta anlatılan neden denizci olmak istegymiş amaç ufuk çizgisine ulaşmak.. sonuçç kaptan jack'in son cümlesi 'bana ufku getirin'..
-johnny'nin gitarist olmasındaki en büyük etken kilisede vaizlik yapan amcasıymış,sürekli gitar çalarmış...
-ilk gitarı annesinin ona aldığı ucuz ve küçük bi electro gitarmış.. öğrendiği ilk şarkı 'Stairway to Heaven' oolmuş..
-20yaşındayken grubuyla albüm yapmak üzereymişler.. ama bi o kadar da parasız durumdydılar.. sürekli başka işler denemişler bunların arasında telefonla dolma kalem satmak bile warmış..
-arkadaşı nicholas cage sayesinde film dünyasına adım attıgında müzik grubundaki arkadasları ona kendi deyimiyle kıl olmuşlar.ama sadece grubu tekrar biraraya gelene dek (o zaman kısa bı süreliğine dagılmış) yada johnny baska bi grup bulana dek johnnynin faturalarını ödemenin bi yoluymus filmlerde oynamak..
-yine ilk filmi olan Nightmare on elm street'te bi sahnede göleğini çıkarması gerekiyomuş ve johnnynin kızılderili dövmesini gören herkes '' dövmesi var bu çocuğun'' diye bağrışıp dehşete düşmüşler.
-johnny film çekimleri bitince bi trene atlayıp gezermiş.. bunun nedeni çekim sonrasını atlatabilmekmiş ona göre bu zaman oldukça depresif oluyormuş..
-"eşi vanessa paradisin seslendirdiği johnny'nin de gitarıyla eşlik ettiği kızları lily rose için yapılmış bi şarkıları war ismi 'the ballad of lily rose' çok şirin bi şarkı ninni gibi"
# 15 yaşında okulu bıraktığında rock müzisyeni olma hayalleri vardı.
# Los Angeles’a yaptığı ziyaret sonrasında aktör olmaya karar verdi.
# İlk rol aldığı film, Wes Craven’ın 1984 yapımı A Nightmare On Elm Street idi.
# 21 Jump Street (1987) adlı TV dizisinde gizli polis Tommy Hanson rolü ile tanındı.
# Çeşitli gençlik filmlerinde rol aldıktan sonra, 1990 yılında yönetmen Tim Burton ile birlikte çalıştığı Edward Scissorhands adlı filmde canlandırdığı ana karakter başarıya ulaşınca kendini
de kanıtlamış oldu.
# Rol aldığı yedi filmde gerçek yaşamdan alınmış karakterleri canlandırdı: Edward D. Wood Jr. – Ed Wood (1994), Lt. Victor/Pon Pon – Before Night Falls (2000), Hunter S. Thompson – Fear and Loathing in Las Vegas (1998), Insp. Fred Abberline – From Hell (2001), Joseph Pistone/Donnie Brasco – Donnie Brasco (1997), George Jung – Blow (2001) ve J.M. Barrie – Finding Neverland (2004).
# Bir Disney filminde canlandırdığı karakter ile başrol oyuncu kategorisinde Oscar’a aday olan tek aktör (Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl).
# 2006 yılında, Edward Scissorhands (1990) filminde Edward Scissorhands olarak gösterdiği performans Premiere dergisinin "Tüm Zamanların En İyi 100 Performansı" listesinde 22. sırada yer aldı.
# 2006 yılında, Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl (2003) filminde Kaptan Jack Sparrow olarak gösterdiği performans ise Premiere dergisinin "Tüm Zamanların En İyi 100 Performansı" listesinde 79. sırada yer aldı.
# Marlon Brando’nun çok büyük bir hayranı.
# 2003 yılında People Magazine tarafından "Yaşayan En Seksi Erkek" seçildi.
# Uzun süredir birlikte olduğu sevgilisi Vanessa Paradis, aktris ve kendi ülkesi Fransa’da oldukça popüler olan bir şarkıcı. 1998 yılından beri beraber olan Depp ve Paradis’in bir kız, bir erkek çocukları var.
bu bilgiler de (itü sözlükten)
- en sevdiği sesin çocuklarının nefes alışı
- en nefret ettiğinin ise süpürge sesi
(kendisi inside the actor's studio programında söylemiş)
- böcek koleksiyonu vardır
- eski eşyalarını atamama hastalığı da mevcuttur
-----------------
---*Depp, sevgilisi Vanessa Paradis, dört yaşındaki kızı Lily-Rose ve bir yaşındaki oğlu Jack ile birlikte Güney Fransa'da yaşıyor. Tipik bir günü şöyle geçiyormuş: Sabah beşte ya da altıda kalkıyor, kahvesini koyduktan sonra oğlanın mamasını hazırlıyor. Haberler çok iç sıkıcı değilse biraz CNN'e bakıyor. Sonra gece boyunca bir değişiklik olmuş mu diye sebze bahçesini teftiş ediyor. Aşağı yukarı bu kadar. Eğer kendini çok enerjik hissederse maaile kasabaya iniyorlar, bir bardak şarap içip köylülerle sohbet ediyorlar. Daha sonra da evde kitap okuyup, resim yapıyor.
Bu ideal hayatta yeri olmayan tek şey gibi görünüyor sinema. Zaten hiç de merakı yokmuş. Evinin en yakınında sinema var mı diye sorulduğunda da altın dişlerini göstererek gülüyor ve hiçbir fikri olmadığını söylüyor.
---*Fear and Loathing in Las Vegas'ın yazarı Hunter Thompson'la ilk tanıştıklarında birbirlerinden o kadar hoşlanıyorlar ki Thompson'ın evinin bodrumunda bomba imal edip Aspen'de bir gece sabaha kadar bomba patlatıyorlar. Film kesinleşince Depp, Thompson'ın evinden bir ay boyunca hiç çıkmıyor, her hareketini, yüzünün her ifadesini ezberliyor yazarın. Sonra bir kış gecesi, tipi sırasında yazarın üstü açık arabasına atlayıp, o soğukta Las Vegas'a kadar (yaklaşık 900 km.lik yolun yarısı kar kıyametle geçmiş olmalı) araba kullanıyor. Benicio Del Toro'nun da çekimlerden bir anısı var: Çölün ortasında, en sıcak günlerden birinde camları kapalı arabanın içinde oturan Depp'in yanına oturmaya yelteniyor. Arabada air -condition vardır da, o sıcakta nefes alır diye. Ne gezer? Johnny Depp, air-condition'ı olmayan arabada üstüne üstlük kaloriferi de çalıştırarak, sıcaktan son nefesini vermek üzere oturmaktadır. Birazdan çekeceği sahnede canlandıracağı uyuşturucu müptelası gazetecinin kan ter içinde ve çılgın görünümü gerçeğe yakın olsun diye.
---*Depp, Pirates of the Caribbean'ın kazandığı başarıya hâlâ tam olarak inanamıyor gibi. Zaten filmdeki oyunculuğuna ilişkin tartışmalar da son bulmuş değil. Yapımcılar önce Depp'in bol maskaralı bir Keith Richards'ı andıran görüntüsünü yadırgamış ve karakteri gay
gibi canlandırdığını düşünmüşler. Depp, "Sizi anlıyorum, ama benim daha önce yaptıklarım belli. Güvenin bana, eğer güvenmiyorsanız da, değiştirin beni," demiş onlara. Pirates, gişede önce 100, sonra 200, sonra da 250 milyon dolar sınırını geçince, başlangıçta onu eleştirenlerin hepsi teker teker tebrik telefonlarını etmişler tabii.
---*Once upon a Time in Mexico'nun son çekim günü. Depp, öğleden sonra gün ışığı kaybolmadan filmdeki son sahnesini bitirmeye uğraşıyor. Rodriguez'in her "Action!" diye bağırışında, setteki beyaz köpek kendini kameranın önüne atarak havlamaya başlıyor. Bir, üç, beş... Sonunda Johnny Depp silahını çekiyor ve havlayan köpeğin gözüne gözünü dikerek, bir yandan silahını sallıyor bir yandan da ondan çok daha güçlü bir sesle havlıyor. Köpeğin gidişi o gidiş.
İyi de tüm bu hikâyeleri niye anlattık? Şunun için: Johnny Depp, bu işe ilk başladığı günlerden beri gözünü yıldızlığa diktiğini kanıtlamış, ayrıca kendi jenerasyonunun en garip, -belki de en iyi- oyuncusu olmuş.