NE ÖĞRENDİM:JOHNNY DEPP
Aktör, 44,Los Angeles
Röportaj Tarihi 25 Ocak 2007
Birgün bir adam bana karısını Karayip Korsanları filmine götürdüğünü söyledi.Karısı motor fonksiyonlarını kaybetmiş.Hastalığın adını unuttum.Otizm değildi.Tanrım,bu konuda film yapmışlardı.Bilirsiniz işte,kendi kabuğuna çekilip ,işlevlerini yerine getiremiyorsun.Neyse,filmi izliyorlar ve Kaptan Jack Sparrow ekrana geldiğinde kadın gülmeye başlamış.Adam karısının kahkahasını yıllardır duymadığını söyledi.Bu yüzden onu filme tekrar tekrar götürmüş.Ve birşekilde Kaptan Jack onu her seferinde güldürmüş.Bu olay benim için en önemli şey.
Annem bana bir sürü şey öğretti. Aklıma gelen ilk şey:hiç kimseden hiç bir şey alma,asla.Ben küçükken sürekli taşınırdık.Kabadayılar sana musallat mı oldu?Hiç kimseden hiç bir şey alma.Güzel ve doğru bir söz.
Böyle bir hayata sahip olmamı Tim’e borçluyum.Kesinlikle.
Tim Burton cevizkabuğunda gibidir: Charlie’nin Çikolata Fabrikasını çekiyorduk ve ben setteydim.Çekim yapıyor,çalışıyor,çalışıyor,çalışıyorduk.Herşey güzel.Yolunda.Arkadaşlarımdan biri geldi ‘’Helena (Bonham Carter) az önce aradı.Vakit bulduğunda onu aramanı istedi.’’dedi.’’Tamam’’dedim.’’Sette işim biter bitmez trailer’a döneceğim ve onu aracağım.’’Böylece trailer’a gittim,onu aradım ‘’Hey neler oluyor?’’dedim.Küçük çocuklar hakkında sormak istediği bir şey falan olduğunu düşündüm çünkü o zaman Billy-Tim’in oğlu-küçük bir bebekti ve ben iki çocuk sahibiydim.Bu yüzden ‘’Herşey yolunda mı?’’dedim.’’Billy iyi.Herşey yolunda.Şey…Tim’in nasıl olduğunu bilirsin.Şeyi sormamı istedi….Bily’nin vaftiz babası olmanı istiyor.’’dedi.Ben de’’Ama ben az önce yanındaydım.Üç dakika önce Tim ile beraberdim.Seni aramak için yanından ayrıldım.’’Bana bunu sormak için aramıştı çünkü Tim soramıyordu.Bu onun soruş tarzı.Sete geri döndüm ve teşekkür ettim , onur duyduğumu söyledim.O asla kendini bir dostuyla böyle duygusal bir duruma sokmaz.’’İyi,tamam,tamam.Hadi işimize bakalım’’tarzındadır.
Bak şu çukurun yanındaki havucu görüyor musun? İzle,onu,sigara sapıymış gibi ağzıma koyacağım.Şimdi Raoul Duke oldum.Hunter Thompson ile o kadar çok zaman geçirdim ki ikinci kişiliğim gibi oldu.Ağzıma sigara sapını hatırlatan bir şey koyduğum anda o dışarı çıkmaya başlıyor.Bu çok doğal ve çok tuhaf.Bunu söylemek bile bir şekilde saçma geliyor.
Karakterler her zaman orda, duruma bağlı,yüzeyden çok uzakta değiller.Arada sırada görünüyorlar.Bu sizin için iyi bir şey olamaz.Ama yine de kimbilir?
Hiç kimsenin,ister istemez,ölüme hazır olabileceğini sanmıyorum. Vakti geldiğinde söylemek istediklerini söyleyebilmiş olmayı umarsın sadece.Kimse cümlenin ortasında gitmeyi istemez.
Çok ayrıcalıklı bir pozisyondayım. Ve kesinlikle beni besleyen eli ısıracak değilim.Bu işi yapmayı seviyorum.Ama beraberinde getirdiği şeylerin hayranı olduğumu söyleyemem.Bir mal haline gelmek istemiyorum.Elbette filmlerin iyi sonuçlar getirmesini istersin.Ama bu konuda düşünmek zorunda kalmak istemiyorum.Kimin seksi olduğunu kimin olmadığını,kimin şu kadınla olduğunu bilmek istemiyorum.Bu konuda umursamaz olmaya devam etmek istiyorum.Tamamen dışında uzakta kalmak istiyorum.
Bir keresinde televizyonda röportaj yapmıştım ve ailemle, çocuklarımla ilgili soru sormuşlardı.Onlarla nasıl gurur duyduğumu,onları ne kadar çok sevdiğimi,ne kadar eğlenceli olduklarını,birlikte neler yaptığımızı falan anlatmıştım.25-30 yıl sonra çocuklarım bu programı banttan seyrettiklerinde babalarının onları ne kadar sevdiğini görmelerinin beni gururlandıracağını düşünüyordum.Program bittiğinde telefonum çaldı.’’Sen ne halt ettiğini sanıyorsun?’’Ben de ‘’Marlon,sen neden bahsediyorsun?’’dedim.’’Bu konu onları hiç ilgilendirmez!’’ ‘’Marlon,dinle,ben sadece çocuklarımın….’’demeye çalıştımBeni bir şekilde teftiş ediyor gibiydi.’’Bunu bir daha sakın yapma.Bu senin dünyan ve kimseyi ilgilendirmez.Kimsenin eğlence kaynağı olamaz.’’dedi.Haklıydı.
Sokakta insanlar bana çok iyi davranıyor. Eğer bir şeyi imzalamamı isterlerse,bu harika bir şey,benim için sorun değil.
Eğer paparazzileri çocuklarımın fotoğraflarını çekerken yakalarsam onlara yapabileceğim şeylerin sınırı yok.
Otellerin ön kapılarını kullanamaz hale geliyorsun, garajdan giriş yapıyorsun.Ya da restorana mutfaktan giriyorsun.Bazı insanlar bunun havalı,heyecan verici bir şey olduğunu düşünebilir.Ama gözler sürekli senin üzerindeyse kendini tuhaf hissediyorsun.İnsanları gözlemlemek gelişimin en sevdiğim parçası.Sadece insanları seyretmek ve öğrenmek.Bir noktada roller değişmeye başlıyor.Artık insanları gözetleyemiyordum-gözetleniyordum.Bu gerçekten tehlikeli bir şey çünkü bir oyuncunun işinin bir parçası gözetlemektir.
Benim için özgürlüğün tanımı sadelik,gerçekten.İsimsiz olmak.Eminim birgün yeniden isimsiz olmam mümkün olacak.Belki yaşlandığımda.İnsanlar benden bıkınca.
‘’Sen şu Johnny Depp değil misin?’’ Bu son nokta olacak.
çeviri:johnnylover