Login | Register


All times are UTC


It is currently Wed Dec 23, 2009 3:15 am



Welcome
<a href="http://metalheadtr.com" target="_blank">metalhead</a>
<a href="http://metalheadtr.com/forum" target="_blank">metalhead</a>



Post new topic Reply to topic  [ 11 posts ] 
Author Message
 Post subject: Johnny depp 'le görüşme fırsatı yakalayan bir kızın yazısı..
PostPosted: Sat Apr 26, 2008 11:04 pm 
Offline
<marquee> johnny depp</marquee>
<marquee> johnny depp</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 9:36 pm
Posts: 17327
Chicago da çekim setine gelen Johnny'le görüşme fırsatı yakalayan bir kızın yazısı.

Anne isimli kızın yazısı:

Eğer bana yıllar, aylar ve hatta günler öncesinden demiş olsaydınız; sabahın 5inde Wrigley'in otoparkın karşısında Johnny Depp tarafından kucaklanacağımı.... o zaman yüzünüze karşı güler ve o gün hangi uyuşturucuyu kullanmış olduğunuzu sorardım.

Fakat 4.Nisan 2008 'de bu gerçekleşti.

Image

Bu aslında biraz komik bir hikaye. Çünkü herşey 21 Jump Street ile başladı. Komik olan tarafı bu değil. Aslında komik olan tarafı 21 Jump Street ile bitmesidir.

Tipik bir perşembe gecesiydi, arkadaşlarım Sarah ve Jessica ile 80'li yılların polisiye filmlerini izliyor ve Johnny'e 21.Jump Street hakkında sorular soracağımızı hayal ediyorduk.
Mesela ona "Dizi de hangi bölüm senin favorindir?" diye sorarız diyorduk ve gülüyorduk. Bunu komik buluyorduk çünkü asla ve asla en çılgın rüyalarımızda bile Johnny'e rastlayıp bunu ona soracağımızı düşünmüyorduk.

Johnny'nin Chicago'ya gelmiş olduğunu ilk kez 12 Mart'da, arkadaşım Jessica'nın bana gönderdiği bir mesaj sayesinde öğrendiğimde, onun yanına koşup odasının içine dalıp avazım çıktığı kadar :" NEEE?!?!?" diye bağırmıştım.

Jessica bana Johnny'nin 1930larda geçen Public Enemies adlı bir filmde, John Dillinger isimli bir gangsterin hayatını oynadığını ve bu nedenle çekimler için iki gündür Chicago da olduğunu ve Yaz'a kadar burada kalacağını anlattığında dizlerimin üzerine çöküp; yukarı gökyüzüne bakıp , ruhumun en derinlerinden gelen inleme-hıçkırık ve haykırışla karışık bağırmıştım.
Johnny buradaydı. Yakınımdaydı.

Sanırım bu noktadan sonra sizlere nasıl bir Johnny Depp hayranı olduğumu anlatmama gerek yok?
Ben yinede anlatayım; o benim favori aktörümdür.
Arkadaşım Sara ve ben onun tüm filmlerini, hatta içinde 15 saniyeliğine yer aldığı her çekimi izledik.
Hatta 21.Jump Street dizisinde yer aldığı tüm sezonları izledik ve arşivimize ekledik.
Onun göründüğü her çekimi, gerektiğinde yasal olmayan yollardan bilgisayardan indirip izledik.

Şimdi beni anlayabiliyor musunuz? İyi.

Yine o perşembe akşamına dönelim; Sara'nın şehir merkezinde ki evinde Jump Street'i izledikten ve çeşitli Pizza ve dondurmalar tükettikten sonra, saat 23 gibi şehrin kuzeyindeki sete gitmeye karar verdik.
Orada diğer iki arkadaşla buluştuk ve onlardan Johnny'nin karavanının nerede durduğunu öğrendik ve sette saat 2'ye kadar takılıp çekimleri izledik ama Johnny maalesef yoktu.

Bu nedenle onun karavanının durduğu yere doğru yayan gittik.
7/11 isimli yerin otoparkın orada gerçekten bir karavan park etmişti ve önünde bir adamla bir kız oturuyordu.
Onlarla biraz lafladık ve kız bize geçen gece Johnny'i orada gördüğünü anlatırken, cesurca bir itirafta bulundu:" Johnny'i gördüğüm an'da altıma biraz kaçırdım..."

Bu çok doğal. Biz onu çok iyi anlıyorduk.

Johnny'nin o gece oraya geleceğine dair en ufak garantimiz yoktu. Ya soğukta donarak beklemeye devam edecektik, yada bu kadarmış nasibimiz diyerek arkamızı dönüp evlerimize dönecektik.
Üstelik o soğukta birde yağmur çiselemeye başlamıştı. Aman ne harika.
Adam ve kızın yanlarına oturduk ve beklemeye başladık. Oturduk, oturduk.
Güvenlik görevlileri yanımıza gelip burayı terk etmemizi ve Johnny'nin gelmeyeceğini söylediklerinde, arkadaşım Sara: " Ben kalmayı tercih ediyorum. Hiç bir sonuca varmadan eve dönmektense, kalıp şansımı denemek istiyorum" demişti.
Çok doğru sözlerdi bunlar ve kalmaya karar verdik.

Daha sonra 2 kız daha katıldı bize ve sayımız 9 kişiye çıkmıştı.
Nihayet saat 3.30 gibi bir adam geldi (daha sonra onun Johnny'nin bodyguard'larından biri olduğunu öğrendik) ve bize :"Kimi bekliyorsunuz burada?" diye sordu.
Biraz çekinerek :" Johnny Depp" dedik.
İçimizden ; lanet olsun, şimdi bize çekip gitmemizi emredecek ve bizlerde bu soğuk yağmurda boşuna saatlerce beklemiş olacağız, diye hayıflandık.
Adam bize :" İmzalamasını arzu ettiğiniz birşeyler varmı yanınızda?" diye sordu.
Aman Tanrım! Hepimiz evet anlamında kafalarımızı deli gibi sallayıp, çılgınca çantalarımızı karıştırmaya başladık.
Ben yanımda Edward Makasellerin DVDsini getirmiştim.

Adam bize, arkalarına adlarımızı yazmamızı söyledi, böylelikle Johnny imza atarken isimlerimize hitaben imza verebiliecekti.

Ve bu adam ardından : " Okay, ben şimdi bunları ona imzalatacağım ve üzerini değiştikten sonra, gelip sizlerle bir iki resim çektirir, tamam mı?" dedi ve elinde eşyalarımızla çekip giderken, ardında bıraktığı grubun nasıl şoke olduğunun farkında bile değildi.

Sara ve ben hala anlayamıyorduk. Bu olamazdı.
Gerçek olamazdı.
Bir kaç dakika içersinde Johnny Depp tam karşımızda duracaktı. Hayır, hayır, hayır!
Sara yığılmak üzereydi.
Ben bunun olmasını önleyebilmek için, hep birlikte Sweeney Todd'dan şarkılar söylemeyi teklif ettim. Değişik konular hakkında konuşmaya çalıştık. Heyecanımızı yatıştırabilmek için elimizden geleni yaptık ama hiç bir şey geçen 45 dakika boyunca heyecanımızı dindiremedi.

Saat 4.15 olmuştu ve ben tedirginlikle; lanet olsun bu herif bizi burada soğukta böyle dikip unutmuş olamaz diye kaygılanıyordum. Vakit iyice geç olduğundan Johnny ile karşılaşma fırsatı gittikçe azalıyordu. Artık bu gerçekle yüzleşmeliydik, onu göremeyecektik ama en azından eşyalarımızın üzerinde imzası olacaktı, hiç yoktan iyidir diye kendimi teselli etmeye çalışıyordum.
O esnada bize 6 kız daha katıldı.
Bodyguard geri gelip; bizlerin artık fazla kalabalıklaştığını ve Johnny'nin bu durumda gelemeyeceğini söyledi.
Emindim bu Bodyguard'ın kuralıydı, Johnny'nin değil.
Kolay kolay sinirlenmem ama, o an deliye dönmek üzereydim. Johnny'i görebilme fırsatını kikirdeyen bu 6 kız yüzünden kaybetmiştik.
Bodyguard bize yaklaşıp imzalı eşyalarımızı geri verdi.

DVD'min kapağına baktım :
-" Anne = en iyi dileklerimle, Johnny Depp"-

Kendimi hemen daha iyi hissetmeye başlamıştım ama yinede kikirdeyen 6 kız yüzünden bunca saat bekleyişin ve onu görebilme şansımın yok oluşuna çok üzülüyordum.

Image

Daha sonra neler olduğunu tam olarak hatırlayamıyorum, tek hatırladığım Bodyguard'ın bize doğru gelip, karavanın yanında durup :" Tamam , herkes bu tarafa geçsin. Tek sıra halinde dizilin" demesi oldu.

Aman Tanrım! Aman Tanrım! Aman Tanrım aman tanrım aman tanrım aman tanrım aman tanrım aman tanrım.

Hepimiz tek sıra halinde kuyruk olduk. 15 kişiydik ve gözlerimizi karavana dikmiş öylece bekliyorduk.
Bir dakika geçmişti...
İki dakika...
Üç..
Dayanamıyordum. Daha fazla bu bekleyişe dayanamayacağımı hissettim.
Gerçek anlamda Johnny buradaydı ve onu görecektim, onunla konuşacaktım, ve belki de o da benimle konuşacaktı, ve hatta belki de ona dokunabilecektim... buna dayanamıyordum. Dayanılacak gibi değildi.
Ya infilak edecektim, ya bayılacaktım yada altıma edecektim.
Ve bunların hiç birinin olmasını istemiyordum.
Şimdi değil güzel Tanrım! Lütfen şimdi değil! Şimdi olmasına izin verme. Başka ne zaman istersen tamam, ama nolur lütfen şimdi değil.

Ben sırada ki üçüncü kişiydim ve Sara 4üncü olarak arkamda duruyordu ve heyecanımı bastırmak için tanrı bilir nelerden bahsedip duruyordum, durmadan konuşmaya zorluyordum kendimi.
Ve Sara aniden kolumu sıktı....
Ben çenemi kapadım.
Başımı sağ tarafa çevirdim.
Hey, Johnny Depp duruyor orada. Harika.
Sonra kafamı başka tarafa çevirdim.
NE?!?!?!
Tekrar geri baktım...
Aman Tanrımmmmm! Bu Johnny Depp!!!!!
Kahretsin, kendimi o an sanki düşük yapan biri gibi hissettim!

Image

Johnny önümde ki kız ve oğlanla resim çektiriyorken onu inceledim.
Kalbim deli gibi çarpıyordu.
Ah Tanrım!
Ona ne söylemeliydim?
Ne diyebilirdim ki, ona olan duygularımı ifade eden ama rahatsızlık verici bir hayranı gibi davranmadan?

Kafamın içinde küçük bir konuşma hazırlamaya çalışıyordum.
Oh hayır, hayır, hayır!
Önümdekilerle işi bitti. Sıra da ben varım.
Lanet olsun, sıra bana geldi!

Bana bakıyor.
Bana doğru yürüyor.

Sıra bende. O bana doğru geldiğinde... oh tanrım.
Kalbim atmayı durdurdu.
Etrafımda ki herşey ağır çekim halinde yavaşladı sanki.
Kafamda konuşmaya hazırladığım herşey silinip gitti.
Hepsi. Kafam bomboş olmuştu.

Oraya yığılıp düşmediğime, bağırıp çığlık atmadığıma şaşırdım doğrusu.
Elimi tuttu, tokalaştık.
Bütün dürüstlüğümle ona:" Sen benim en sevdiğim aktörsün" dedim.
Tebessüm etti ve usulca :" Teşekkür ederim" dedi.
"Acaba benimle bir -" diye ona soru sorarken , sorumu beni kucaklayışı ile kesti.
Johnny Depp'in kollarında olmanın verdiği duygu ile kısa bir süre bütün konuşabilme becerimi yitirdikten sonra ona dedim ki:" Seninle tanışmak bir şeref"
Bana baktı, gülümsedi ve :" Oh, o şeref bütünüyle bana ait"

Birlikte bir resim çektirdik.
Ona sordum:" 21 Jump Street dizisinden atılmak için bir şeyler yapmaya ne zaman başlamıştın?"
(aranızda bilmeyenler için, şunu belirtmek isterim; Johnny bu dizide oynamaktan nefret ederdi ve kontratı olduğu için çekip gidemiyordu ve bu yüzden diziden atılmak için uğraşıp durmuştu)
Johnny hemen cevabı yapıştırdı:" Oh- ilk sezondan beri"
Ben güldüm ve :" Gerçekten mi? İlk sezondan beri mi?" dedim.
Johnny anlatmaya devam etti; polis şefi Jenko'yu oynayan oyuncu Frederic Forrest, ilk sezonda ki 6ıncı bölümden sonra ayrıldığından beri, o da diziden çıkmak istemiş.

Johnny'nin Bodyguard sabırsızlanmaya başlamıştı ve sırada ki diğerlerine doğru yöneltmeye çalışıyordu Johnny'i.
Yani benimle zamanı dolmuştu.
Sara ve Jessica da onunla resim çektirip kucaklaştılar ve Jessica ona sordu:" 21.Jump Street' de hangi bölüm senin favorin?" diye
Johnny bir an düşündükten sonra:" Yaşlı insanlar kılığına girdiğimiz bölüm." dedi
Bende dedim ki ona:" Bizim en sevdiğimiz bölüm senin elbise giydiğin o bölüm"
Kafası karışmış gibi baktı bize.
Devam ettim :" Hani fidye parasını bırakmak için arabayı sürüyordun.."
Jessica ekledi:" Hani o palyaço"
Bakışlarından anımsamaya başladığını gördük :" Oh evet" diye gülümsedi.

Jessica ona ; bu bölümü ilk izleyişimizde o kadının ilk etapta kendisinin olduğunu fark etmediğimizi , onu gerçekten bir kadın sandığımızı, ancak konuşmaya başladığında onun olduğunu fark ettiğimizden bahsetti.
Johnny güldü.
(yani aramızda şakalaşarak bahsettiğimiz her soruyu ona gerçekten sorabilmiştik)

Bu esnada onun Bodyguard'ı gittikçe daha da sabırsızlanıyordu ve başkaları ile konuşma vaktini çaldığımızı belirtiyordu.
Ama Johnny gayet sakin ve sorularımızı yanıtlamakla keyifli görünüyordu.
Yine de Sara ve ben bir kaç metre arkasında durduk ve diğerleri ile konuşmasını izledik ve fark ettik ki hiç kimse onunla fazla konuşmuyordu. Tokalaşıp, resim çektiriyorlardı sadece. Ayrıca hiç kimse 21.Jump Street hakkında ona sorular sormamıştı.

(Çok sonraları kendime sordumdu: - Johnny'nin oynadığı bunca birbirinden harika ve benzersiz karakter ve filmler varken, Tanrı aşkına biz ne demeye habire bu 21 lanet olası Jump Street' den bahsetmiştik ona?? Jessica demişti ki , medyada daima henüz çekmekte olduğu filmlerinden bahseder, ama hiç bir yerde 21 jump street den bahsetmemiştir, bu yüzden bunun hakkında birşeyler öğrenebilmek için kendisine sormamız gerekiyordu. Biz de aynen öyle yapmıştık zaten)

Sara ve ben bir kaç adım onun arkasında duruyor ve diğer insanlarla resim çektirmesini izliyorduk.
Ona baktığımda...... Johnny Depp... benden bir kaç adım ötede... duygulanmama engel olamadım ve kafamı çevirip hıçkırdım.
Yani zırlıyor falan değildim ama kesinlikle bir gerizekalıya benziyordum o an. Tanrıya şükür ki Johnny beni göremiyordu.
Sara halimi fark edip:" Ağlıyormusun?" diye sordu.
Bende ona:" Elimde değil. O tam burada. Oh Tanrım. İnanamıyorum" falan dediğimde Sara bana sarılıp beni rahatlatmaya çalıştı. O anda bana neler dediğini gerçekten hatırlamıyorum. Mutluluktan ağlayan birini nasıl avutabilirsin ki?

Nihayet kendimi toparlayıp, Johnny'nin durduğu tarafa dönüp baktım.
Herkes onunla resim çektirme işini bitirmişti ve Johnny orada sadece öylece duruyordu ve bizde tekrar yanına gittik.
Ona :" Sweeney Todd'u çok sevdim ve sesinden çok etkilendim" dedim. Sara da ona Sweeney ile ilgili iltifatlar etti.
Bütün söyleşilerinde, kendisini asla bir şarkıcı olarak görmediğini ve daha önce hiç şarkı söylemediğini, anlatmıştı.
Bu iltifatlar karşısında utanır gibi oldu ve çok şirin bir şekilde kulağının etrafını kaşımaya başladı, utangaç bir şekilde bize gülümseyip teşekkür etti.
Bende ona sordum:" Tim Burton'un Alice Hairkalar Diyarında ki projesine katılacakmısın?" diye
"Oh isterim, eğer Tim bana soracak olursa" diye yanıtladı.
Kocaman bir gülümseme:" Tim'i seviyorum"

Image

Bodyguard'ı yanımıza geldi. Yani benim, Sara ve Jessica'nın. Diğer iki arkadaşımızda yakınlarımızdaydı. Diğerleri nerelerdeydi, bilmiyorum. Gerçekten hatırlamıyorum.
Herhalde etrafımızda durmuş, onunla konuşmamızı izliyorlardı sanırım. Ya da gitmişlerdi. Hatırlamıyorum.
Eğer Johnny Depp tam karşında duruyorsa, tam gözlerinin içine bakıyorsa, sana gülümsüyorsa çevresel optik görüş alanın kayboluyor. Dünya da diğer herşey anlamını yitiriyor.

Jessica ona son kez hep birlikte resim çekilebilirmiyiz diye sordu. Bodyguard'ı :"Hayır. Hayır başka resim yok. Hava soğuk, ve yağmur yağıyor. Gitmemiz gerek" dedi.
Ama Johnny :" Hayır hayır, bir tane daha çekilebiliriz. Sorun değil" dedi ve uzanıp Jessica'nın kamerasını alıp Bodyguardına uzattı resmimizi çekmesi için.
O inanılmaz hoş biri.

Resimden sonra ona iyi dileklerde bulunduk, o da bize teşekkür etti ve tekrar hepimizi tek tek kucakladı.

Bana sarıldığında ona :" Sen şaşırtıcı birisin. Sana çok teşekkür ederim" dedim.
O da bana :" Hayır, ben sana teşekkür ederim" dedi.

Arabası önümüzde ki alanın sağ tarafında park ediyordu ve içinde şoförü ile onu bekliyordu. Bizlerde aynı istikamet doğru gittiğimizden bir şekilde birlikte yürüdük.
Birlikte yürüdüğümüz esnada, çok kibarca omuzlarımıza dokundu, sırtımızı okşadı, bize gülümsedi ve içtenlikle teşekkür etti:" Kızlar, buraya geldiğiniz için teşekkür ederim, kendimi kötü hissediyorum bu soğukta ve yağmurda bu kadar uzun beklediğiniz için. Teşekkür ederim. Gidin biraz uyuyun"

O bize teşekkür ederken, bizde ona teşekkür ediyorduk.
Yani lanet olsun demek istediğim, Johnny Depp'in bana teşekkür etmesi gereken birşey yok, ama benim ona teşekkür edeceğim çok şeyim var.

Arabasının arka koltuğuna oturduktan sonra bize camından el sallarken, şoförü arabayı hareket ettirdi.
Bizler orada durmuş arabanın uzaklaşıp gittikçe küçülmesini küçülmesini küçülmesini kayboluncaya kadar izledik.

Ağır bir sessizlik oldu.

Fırtınadan önce ki sesszilik.

O buradayken, soğukkanlılığımızı korumuştuk. Makul, aklı başında , ona karşı saygılı ve sakin davranmaya çalışmıştık.
Ama daha fazla dayanamadık.
Saldık kendimizi.
Koro halinde ki sesler :" AAAAHHH!!!" , "Aman Tanrımmmm", "Biz Johnny Depp'le tanıştık!!" sesleri gecenin sessizliğini böldü.
Zıpladık, haykırdık, birbirimizi kucakladık ve dans ettik.
Cep telefonlarımızı çıkarıp tanıdığımız herkesi aradık.
21 Jump Street'in dizi müziğini çaldırdık ve Chicago'nun sokaklarında tecavüz veya başka suçlar yokmuş gibi, dizginlerimizden kopmuşcasına koşuşturduk.
Hepsi sabahın 5inde.

Hala şok altındaydım. Hep merak etmiştim acaba nasıl, acaba nasıl, acaba nasıl birşeydir onunla tanışmak, diye.
Bir kez bile bunun gerçek olabileceğini düşünmemiştim.

O inanılmaz kibar, hoş, yumuşak-konuşan, ayakları yere basan, alçakgönüllü biriydi.
Onun gibi büyük bir Star'ın hayranlarına karşı bu kadar anlayışlı ve alçakgönüllü olabildiğini görebilmek ve diğerleri gibi o camia içersinde fazla" meşgul" ayaklarına yatmadığına tanık olabilmek ne kadar hoş.

Onu o kadar çok takdir ediyorum ki, hem aktör hemde kişi olarak. Ve bu deneyim, benim için dünyalara bedeldi.

Kaldığımız öğrenci yurduna geri döndüğümüzde, fazla ses çıkarmıştık ama pek umurumuzda değildi. Oda arkadaşım uyanmıştı ve ona o gece yaşadıklarımızı anlattım.
Bütün geceyi ayakta geçirmemize rağmen, hiç uykumuz yoktu. Kahretsin, ne yapacaktık peki?
Böyle anlarda hep napıyorsak onu yaptık. 21 Jump Streeti koyduk (izledik).
Ne komik, bazı şeylerin dönüp dolaşıp aynı yere gelmesi.

çeviri:dizi_maniac (suzi)

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Sun Apr 27, 2008 6:32 pm 
Offline
Yeni üYe
Yeni üYe
User avatar

Joined: Mon Mar 17, 2008 6:37 pm
Posts: 7
ay ne şanslılar ya darısı başımıza ne diyelim


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Tue Apr 29, 2008 3:49 pm 
Offline
Aktif Üye
Aktif Üye
User avatar

Joined: Wed Feb 13, 2008 6:27 pm
Posts: 25
aslında ben hala umutluyum belli olmaz belki bir gün bizede nasip olur.Yeterki çok seyahat etsin dimi :D

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Wed May 07, 2008 12:20 am 
Offline
Yeni üYe
Yeni üYe
User avatar

Joined: Wed Feb 13, 2008 9:06 pm
Posts: 5
Hiç sanmiorum kızlar ! johnny türkiyeye qelmez qelse bile ukala die haber yaparlar.. bu ülkeye hanqi ünlü qeldiyse hep alay konusu oldu..o yüzden qelsin istemiorum.. imkanımız olsa biz onu dışarda qörsek..
paris hilton qeldi ayaklarının büyüklüqü konuşuldu! bilmem kim qeldi çorabının delikliqi konuşuldu! ya da dansöz oynattıqı! ben onun oyunculuqu santçı kişiliqiyle konuşulsun istiorum.. ya da kendi konuşsun :)


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Mon May 12, 2008 3:16 pm 
Offline
Paylaşımcı üYe
Paylaşımcı üYe
User avatar

Joined: Mon Sep 03, 2007 10:55 am
Posts: 105
vay be! darısı başımıza:D

_________________
_deppophile*
*śęŀįŋ__


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Tue May 13, 2008 1:05 pm 
Offline
Paylaşımcı üYe
Paylaşımcı üYe
User avatar

Joined: Sun Apr 13, 2008 3:05 pm
Posts: 132
selinn_depp wrote:
vay be! darısı başımıza:D

AMİNN!DARISI BAŞIMIZA.ama Johnny'nin Türkiye'ye gelmesi biraz olanaksız..Zaten gelirse bile İstanbul'a gelir.bnm gene Johnny'i görmem olanaksız.. :(

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Thu May 22, 2008 4:53 pm 
Offline
Yeni üYe
Yeni üYe

Joined: Mon May 19, 2008 4:41 pm
Posts: 1
ayy valla anltıken ağlıycaktım:(


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Thu May 22, 2008 4:58 pm 
Offline
<marquee>Webmaster</marquee>
<marquee>Webmaster</marquee>
User avatar

Joined: Wed Jun 27, 2007 8:45 pm
Posts: 804
o kız deqilki kadın resmen

_________________
[align=center]UnforgiveN[/align]


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Mon Aug 11, 2008 1:37 pm 
Offline
Yeni üYe
Yeni üYe
User avatar

Joined: Thu Aug 07, 2008 3:11 pm
Posts: 16
ay okurken sanki ordaymışım gibi hissettim.. bi ara ağlıycaktım nerdeyse.. Allah'ım, nasıl bi duygu, nasıl bir anı bu ya.. Keşke.. Keşke bizede nasip olsa onu görmek, konuşmak, fotoğraf çektirmek...

_________________
Image


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Tue Jan 13, 2009 12:19 pm 
Offline
Yeni üYe
Yeni üYe
User avatar

Joined: Thu Jan 08, 2009 11:48 am
Posts: 5
America ve ya Fransa nerde kalıyosa oraya gidip saatlerce bekleyebilirim.Üşüyebilirim,ıslanabilirim.Sonuçta onu göreceksem hiç farketmez.Ama onu gördüğümde bu kızlar kadar soğuk kanlı(!) olabilir miyim?Sanmıyorum...hiç bişe yapamadan boş boş yüzüne baktıktan sonra etrafını sarmış onlarca kişi arasında kaybolup bu şansı kaçırdığım için kendime kızarken son bi denemeyle bodyguardlarını aşıp ona sarılırdım sanırım.tabii eğer kalbim hala durmamışsa !!!
Onu gerçekten çok seviyorum.O benim favori ünlüm !! O bi dev ve en önemlisi bunu söyleyip insanları boğmuyor !!


Top
 Profile  
 
 Post subject:
PostPosted: Fri Jun 05, 2009 7:41 pm 
Offline
Yeni üYe
Yeni üYe

Joined: Fri Jun 05, 2009 7:20 pm
Posts: 1
off süper yaw :(


Top
 Profile  
 
Display posts from previous:  Sort by  
Post new topic Reply to topic  [ 11 posts ] 

All times are UTC


Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests


You cannot post new topics in this forum
You cannot reply to topics in this forum
You cannot edit your posts in this forum
You cannot delete your posts in this forum
You cannot post attachments in this forum

Search for:
Jump to:  
cron